Saturday, 6 September 2014

Algi Zihniyeti

Algi her turlu dile gelen bilgi niteligi ve cesidi olarak insanoglu temelinin farklilik yaratan en onemli fenomenidir.

Once Alginin neler icerip neler icermedigini ve nasil sekillendigini ve yapilandirildigini ortaya koyalim.

Alginin fonksiyonu (sey ilistirilmis algilamasi, algilamak eylemidir.

Burada ilistirilen sey iki turludur.

Birincisi, ilk alginin yani daha once kavramsal olarak ortaya konmamis, gerek duyusal gerekse duyumsal alginin algilamasi

Ikincisi, birinci algilamadaki alginin, kavramsal olarak ortaya konmus olaninin algilamasi.

Bu algilamak eyleminin, bir de ifade edilmesi vardir.

Burada algilamak eylemi, algilanana gore degil, algilayana ve onun algilayis niteligine gore ifade edilir.

Iste alginin algilamasi, birincil olarak duyusal/duyumsal, ikincil olarak ta kavramsaldir.

Iste tum ifade ve algilamak eyleminin algi ve algilama karmasasi ve farkliligi da burden dogar.

Birincisi, ilk algida ortada bir baskasinaalgilatacak ortak bir koken (kavram) yoktur.

Ikinci algida ise, kavramsal ayniliktaki algi, farkli algilama ile sonuclanir.

Diger bir sorun da, algilayanin mi; yoksa algilananin mi ifade edildigi sorunudur. Burada genellikle algilanan ifade edilir ki bu da ayni kavram temelindeki algilamanin farkli ifadesidir.

Halbuki algida, iki yon bulunur. Biri algilayan, digeri de algilayanin algiladigi (algilayanin algilamasi ile karistirmamak gerekir)

Aslinda ilk algi tamamen bilimsel ve kavramsiz algi olarak ortaya konamayan, sadece algilanmasi algilayanca ortaya konan algidir. Iste bilim bu algilanana, fenomen der.

Ikincil algi ise tamasmen hem ne oldugu, hem ne anlam ve icerik verildigi, hem de ifade edilis olarak nitelik ve cesit farki tasir.

Burada sorun olan zaten, artik ilk alginin ortada olmayisidir. Cunku algi artik verilmis ayni kavram uzerindedir.

Bilgisel olarak ikinci algi, gozlem ve aklin kavrami verilmis algilanan uzerindeki her turlu alginin verilmis kavram uzerine turetilen bilgi oldugudur.

Dedigimizi bir ornek ile aciklayalim.

Bir bebek duyusal/duyumsal olarak algi temelinde ifade ettiginin, kavramini ogrenmis olsun.

Diyelim bu kavram da, felsefi/metafizik/varliksal temellerden en bilineni madde olsun.

Burada ilk algi hafizadaki algidir, yani maddenin objeligi ve nesnelligi.

Iste buradaki madde uzerine dile gelecek her turlu ifade karmasasi soyledir.

Eger madde temelli ikincil bir algilama soz konusu ise, burada ilk ifadedeki karmasa; algilayanin mi yoksa algilananin mi dile geldigidir.

Ikinci karmasa her bir algilayanin kendi algi ve algilamasi temelinde, algilanan ile ilgili ifadesi, hem nitelik farki (varliksal, inancsal, ideolojik, mantiksal, etik, estetik, dilsel v.s.) hem de genel algidaki maddesel/nesnel/objektif temelinde varlik/yokluk ifadesi icerir.

Ayrica burada bir monism ve determinism vardir, bu da farkli algilama tasiyan ayni kavramdir. Boylece her bir madde algilamasi her algilayanin ve algilananin farkli ifadesi ile sonuclanir. Burada aslinda ikinci algi olan kavram uzerinde ifade dile gelmektedir ve her bir algilayan kendi algilamasi farki ile bu kavrami anlam ve icerik, olarak farkli ifade eder.

Boylece ayni algidaki ortak kavram, farkli algilamalar ve algilayanlar eli ile, ayniliga ulasamaz.

Iste oyuzden, bilimsel olarak ve bilissel olarak; bilim, ilk algidan yani kavramin ne oldugu uzerine bilgiden degil; kavrami olanin gozleminden yani tamamen algilamanin ortak algilayanindan yola cikar. O yuzden de kavrami olan fenomeni degil; sadece ondan turettigi bilgiyi ve cesidini olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislasnabilirlik olarak ortaya koyar.

Bu da zaten ayni kavraminin farkli ifadesi ya da farkli niteliksel ne oldugunun tartismasindan farkli olarak, tum insanoglunun algisina hitabeden bir olgusal bilgi ortaya koyar.

Kisaca insanoglunun yapilandirilmis algisinin, her turlu ayniliginin, farkli ifadesi, anlami icerigi; iste bu yapinin ve islevinin celiskisinden gelir.

Bu caliskinin iliskiye donusturumu ve her turlu algilanir ifadesi ise, bu yapilandirilmisligin bilisselligi temelindedir.

Isin ilginci alginin fonksiyonu olan algilama ve de algilamak eyleminin ifadesi; her yonu ile ikilem ve karsitlik icerir.

Yoksa ayni algi, farkli algilama ve algilamak eyleminin farkli ifadesini dogurmaz.

__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Algi/Bilinc Bagi/Farki/Iliskisi

Insanoglu her turlu dusunce ve davranisini, algisi temelinde belirler. Daha dogrusu bu belirlemede bilinc yoksa, belirlenir.

Alginin akilsal/akilci ve gozlemsel/gozlemci farkini daha once aciklamistik.

Simdi de alginin bilinc ile olan iliskisine deginecegiz.

Algi genelde pozitiftir ve etkisi ya buna parallel, yani "memnun/mutlu edici, rahatlik verici ve sorunsuz" dur.

Ya da buna ters olarak bu pozitif algi "memnun/mutlu etmez, rahatsiz eder ve sorunludur.

Iste bilincin bilerek ya da bilincalti devreye girdigi yer bu noktadir. Cunku beyin bu aldigi olumsuzluktan kurtulmak durumundadir.

Iste bilincalti bu "kurtulmak" durumunu ya beyin, kendi kendine halleder; ya da kisi bilincli olarak; kendisini rahatsiz edeni sorgular, irdeler, inceler ve bu rahatsizliktan kurtulma Adina; kendi bilincinin katkisini saglar.

Demekki bilinc, aslinda pozitif alginin verdigi negative his te yatmaktadir.

Sonucta pozitif algi da bir negative his yoksa; zaten bilince de gerek yoktur.

Iste bu nedenden dolayi, beyin; pozitif alginin verdigi negative histe ya kendi sorununu cozer, ya da kisi bu sorunun farkinda olarak beynini yonlendirerek sorunu kendi irdeler ve sorgular.

Burada pozitif algidaki negative his iki turlu yonlenir, ya bilinc aciktir ve yeni bilinclere yonelebilir, ya da bilinc kapalidir; rahatsiz edenin, temeli olan inanca indeolojiye etige deger olarak yonelmesi mumkun degildir ve o yuzden de rahatsizligini ters giderme Adina; olan inancina ideolojisine etigine ve izmine daha bir baglanir ve inatlassir ve savunur.

Iste zaten buradaki savunamamada gelen bir algi, kisiyi duygusal/akilsal ve egosal yonde yonlendirir bu da kisinin "sakinlikten" cikmasi ve bir suclu aramasui demektir.

Genelde kisiler, kendi varliklarinin farkinda ve bilincinde olmadigindan da, bu sucluyu disarida ararlar ve baskalarini suclayarak gecici bir rahatlik sahteligi yasarlar.

Cunku bu rahatsizlik orada durdukca ve suclu arandikca, tek cozum; kisinin aradigi suclunun kendisi oldugunu algilamasi ve rahatsizligini bilerek ve bilincli olarak cozmeye yonelmesidir.

Aslinda bunun farkindaligi ve cozume yonelisi, cagimizin en buyuk sorunudur ve cesitli sosyo-psikolojik etkileri olmaktadir.

Sonucta onemli olan pozitif alginin, negative hissinin kisinin farkindaliginda bilinci ile beynini ve vucudunu sorgulayarak cozmesidir.

Oteki turlu pozitif alginin negative hissi, hic bir zaman beyinden cikmaz. Yapilan da sadece suclu arama ve bunu disarda aramanin vermnis oldugu "bulmak" yanilgisi ve sahte rahatligidir.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti


Monday, 18 August 2014

Sosyal/Siyasal Yasam/Iliski Farki

Farklara gecmeden once; her iki kavramin ve yasam/iliskinin ortak noktalarini ortaya koyalim.

Her ikisi de ulke butunlugu temelinde toplumsaldir.

Her ikisi de etigin konusudur.

Sosyal yasam ve iliski; bir kmisinin kendine has etik degerlerinin toplum bunyesinde, kendinin sahip oldugu degerlerin butunlugu bunyesinde, bu degerleri yasam ve iliskisinde dusunce ve davranista ifade edebilmek.

Sosyal yasam ve iliski, dokunulmaz olarak bir kisinin evrensel hukuk ve insan haklarindaki en temel hak ve ozgurlugudur.

Buradaki tek onemli nokta, bu degerlerini yasarken; digger degerlere yada kendinin olmayan degerlere ve de kendi degerlerine sahip olanlara; onlarin hak ve ozgurlugune mudahele etmeden ve kendi hak ve ozgurlugunu de koruyarak yasamak ve iliski kurmak.

Buradaki sosyal yasam bu temelde iki turludur.

Kendi degerlerinin sosyal yasami

Kendi degerleri ile birlikte diger sosyal yasayanlar ile kurdugu iliski.

Iste buradaki A sosyallik; ya kendi degerlerini digger degerlerden ayirmak ve digerlerini kendi degerlerine gore otekilestirmek, yok saymak, gale almamak ve distalamak.

Bir de sosyal olarak farkli deger sahipleri ile iliski kuramamak.

Sosyallik kisaca farkli degerlerin bunyesindfe onlara saygi duyarak ve onlari icsellestirerek kendi degerleri ile birlikte yasayabilmek ve iliski kurabilmektir.

Siyasal yasam ve iliski ise;

Birincisi bir ideoloji inanc ve izm temelindedir.

Ikincisi bu ideoloji inanc ve izmin verdigi iktidar guc ve otorite mucadelesidir.

Buradaki iktidar guc ve otoritenin amaci, kendi siyasi niteligini digger siyasi niteliklerden ustun ve hakim kilmak ve onlar uzerinde kendi siyasi baskisini yonlendirmesini ve yonetimini kurmaktir.

Dolayisi ile siyasi yasam ve iliski, bir cikar ve amac tasir.

Sosyal iliski ve yasam hak ve ozgurluk iken; siyasi yasam ve iliski kisinin kendi tercihidir.

Bir kisi sosyal yasam ve iliskisiz yasayamazken; siyasi yasam ve iliskisiz yasayabilir.

Aslinda burada ters bir oranti vardir.

Bir kisinin sosyal bilinci gelistikce; siyasi bilinci geri gider. Cunku siyasi bilincin sosyal bilince mudahele ettiginin baski kurdugunun farkina varir.

Halbuki bu iki bilinci de alamamis toplumlarda, sosyal yasam ve iliski; siyasi yasam ve iliskiye duygu ve cikar somurusu olarak peskes cekilir.

Bunun anlami siyasi yasam ve iliski,kendi iktidar guc ve otorite mucadelesinde kendince sosyal cikar ve duygu somurusunu toplumsal bir politika haline getirir.

Yani sosyal degerleri kendi politik cikari dogrultusunda somurur.

Bunu da iki turlu yapar, kendi politikasina uyani "one cikarir ve kullanir" uymayani ise "karsisina alir ve otekilestirir"

Kisaca sosyal yasam ve iliski farklari birlikteligini farklari ile birlikte saglamak yerine; bir biri ile karsit kilmayi mucadele ettirmeyi ve birini digerlerine ustun ve hakim kilmayi politik cikarina gore uyarlar ve uygular.

Ustelik bunu hukumet ya da partisi olarak degil; ele gecirdigi devleti politize ederek yapar.

Yani devletin sosyal yonunu kendi cikarina gore politize eder.

Boylece iktidara geldiginde tum toplumu sosyal deger farklari birlikteligi ile kucaklayacagina; hem devleti hem de hukumeti kendi siyasi cikari dogrultusunda politize eder ve politikasi ile yonlendirir.

Politikasini tum kurumlarin bunyesinde hakim ve ustun kilmaya calisir.

Bunu da genelde sosyal bilinci alamamis toplumlarda gayet basari ile yurutur.

Cunku toplum ve her bir ferdi zaten siyaset ile yetistirilir ve yonlendirilir.

Iste bu siyasi ve sosyal yasam farki; en basta ahlakin algisinda farklilik ve cikar yaratir.

Cunku ahlakin yonlendirilisi sosyal degil; siyasi temeldedir ve iktidarin politik cikarini hakim kilar.

Buradaki en onemli sorun, iktidarlar ve politikalarinin farkliliginda nesiller arasi ahlak catismasidir. Bu catisma geleneklere kulture tarihi subjektif algiya digger her turlu etik degree de yansir.

Boylece nesiller arasi catisma dogar. Iki nesil biribirini sosyal olarak algilamak yerine; biri biriyle otekilestirme mucadelesine girer.

Mesela bir nesil milli temelde politize edilirken, digeri dini temelde politize edilir.

Siyasi bir toplum yerine sosyal bir toplum olmak adina, basta devletin sosyal olmasi ve siyasi olmamasi; hukumetin de siyaseti sosyal temel uzerine oturtmasi gerekir.

Eger bu saglanamazsa; ne sosyal algi ve bilinc yeserir ve gelisir. Ne de sosyal yasam ve iliski, her yonu ile siyasetin cikar temelli somurulmesinden ve politize edilmesinden kurtulabilir.

Ustelik farkli politize edilen farkli sosyal degerler, hem biri birini otekilestirir ve biri digeri uzerinde hakimiyet kurmak ister; hem de nesilleri bu farkli politizeden dolayi; biri biri ile catistirir.

Siyaset bir yerde ozel ve kisiye baglidir. Isteyen herkes te siyaset yapabilir. Yalniz buradaki onemli konu, bu siyasetin her turlu sosyal farki kendi cikari ve somurusu temelinde politize etmemesi ve politikasini iktidar, otorite ve gucu saglama adina kullanmamasidir.

Bir kisi icin sosyal yasam ve iliski onun hem hakki hem de ozgurlugudur. Siyasi yasam ve iliskisi ise; tercihi ya da istemi olarak yaptigidir.

Yeterki siyasi yasam ve iliskisine farkli sosyal yasam ve iliskileri siyasetinin, iktidari,gucu ve otoritesi dogrultusunda; cikar, somuru ve de hakimiyet temelinde peskes cekmesin.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Determinizm/Ozgur Irade Iliskisi/Celiskisi-Sorgulama/Qua Felsefesi

Asagida felsefi olarak yukarida adi gecen her iki kavram arasindaki "iliski/celiski" temelinde; tum felsefi algilar aciklanmistir.

Kombinasyon olarak, ozgur irade ile determinizm arasinda 4'lu iliski/celiski saglanabilir.

Bu iliskiler/celiskiler;

Determinizm, temelli olarak;

Fiziksel determinizm vardir

Fiziksel determinizm yoktur.

Ozgur irade olarak;

Ozgur irade mumkundur

Ozgur irade mumkun degildir.

Yukaridaki karsitlik temelinde felsefi olusumlar ve algilar;

Fiziksel determinizm vardir/ozgur irade imkansizdir- Koyu/kati determinizm

Fiziksel determinizm vardir/ozgur irade mumkundur-uygunluk/bagdasma

Fiziksel determinizm yoktur/ozgur irade imkansizdir- koyu/kati uygunsuzluk

Fiziksel determinizm yoktur/ozgur irade mumkundur- liberteryenizm

Determinizm- Doğa'daki her olayın, dolayısıyla insanın tüm faaliyet ve davranışlarının kendi iradesi dışında seyreden bazı faktörlere tabi olduğunu ileri süren teori, gerekircilik

Özgür irade, kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli eylem ya da eylemleri gerçekleştirmede ser*gilediği kararlılık; belli bir durum karşısın*da, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksı*zın, kararlaştırma ve uygulama gücü; eyle*me neden olan eylemi başlatabilen yetidir.

Libertianizm-

A political philosophy maintaining that all persons are the absolute owners of their own lives, and should be free to do whatever they wish with their persons or property, provided they allow others the same liberty

Herkesin kendi hayatinin kesin sahibi oldugunu ve baskalarina ayni ozgurlugu tanidiklari surece de, kisileri ve mulkleri ile istedikleri her seyi yapabileceklerini
soyleyen politik felsefe.

an ideological belief in freedom of thought and speech

Dusunce ve ifade ozgurlugu oldugunu soyleyen,ideolojik inanc

belief in liberty, belief in a person's right to think and act freely; belief in free will

Ozgurluge inanc, kisilerin serbestce dusunme, davranma hakkina inanc, ozgur iradeye inanc

Evet simdi herkes kendi algi bilgi bilinc ve secimi ile; kendine uygun olani secsin ve neden onu sectigini aciklasin.

Bunun kisice bilinmesi farkindaligi ve uygulanmasi; her bir kisinin kendini ne olarak algiladiginin da bilinmesi olacaktir.

Aslinda konu felsefi olarak ve de dini, etik, hukuki ve bilimsel olarak cok onemlidir.

Cunku herkesin kendi yasam ve iliskisini belirlemede ve uygulamada ivedi oneme sahiptir.
 
Yukaridaki kombinasyonlardan cikan farklari, her bir fark olarak acikliyalim.

Buradaki farklarin ilk ayrimi; "Uyum" temelindedir.

Determinizm ile ozgur irade arasinda bir uyum olmadigini savunanlar;

Metafizik (felsefenin varlik dalini inceleyen kolu olarak) libertianistler- Felsefi olarak, determinizmin olmadigini ve az da olsa ozgur iradenin olabilecegini savunurlar.

Bu konudaki ornek filozoflar; Peter van Inwagen, Robert Kane, Robert Nozick,[6] Carl Ginet, Hugh McCann, Harry Frankfurt, E.J. Lowe, Alfred Mele, Roderick Chisholm, Daniel Dennett,[7] Timothy O'Connor, Derk Pereboom, and Galen Strawson.

Koyu deterministler- "fiziksel determinizm vardir ve ozgur irade imkansizdir" i savunurlar.

Koyu uygunsuzlar- "determinizm olmamasinin da, ozgur irade ile uyusmadigini ve her iki durumda da ozgur iradenin imkansizligini" savunurlar.

Diger fark ta "uyum" un uyumlu oldugu uzerinedir.

Bunu savunanlarin genel tanimi; "ozgur iradeyi tanimlayanlarin bu tanimi determinizme baglamadan, determinizmi referans almadan" yaptiklaridir. Cunku onlar, determinizmin ozgur irade ile uyumlu oldugunu savunurlar.

O yuzden uyumdan yana olanlar, koyu deterministler ile libertianistler arasindaki "determizmin ozgur iradeye karsitligi" uzerindeki anlasmazligi "sahte cikmaz" olarak degerlendirirler.

Sahte cikmaz- Kisaca griyi gorememe ve iki karsit (siyah&beyaz) uc arasinda kalma. esnek empatik arabulucu v.s. olamama. Yani kendini "catc 22" ile cikmaza sokma. Kisaca paradox olma durumu.
 
Benim bu konudaki bireysel gorusum ve bunun evrensel-insan zihniyeti aciklamasi asagidadir.

Yukaridaki aciklamal ve secenekler temelinde, ben ozgur irade ile determinizm arasinda bir uyum oldugunu savunanlardanim.

Yani; Fiziksel determinizm vardir/ozgur irade mumkundur-uygunluk/bagdasma (Compatibilism)

Inancsal-Bilissel Determinizm-Kararlilik/Belirlilik

Dunya genelinde ingilizce kokenli bir kavram olarak kullanilan determination/determinizm'in Turkce en uygun ve tutarli esanlamlilari; kararlilik ve belirliliktir.

Burada iki turlu yanlis algi vardir. Birinci yanlis algi, ozgur irade ile kararlilik/belirliligin karsi karsiya getirilmesi ve birinin digerine karsi olarak sadece birine indirgenmesidir.

Ikinci yanlis algi ise ozgur iradedeki "ozgur" algisindadir. Buradaki "ozgur" algisi liberal temelli degil, free temelli "serbest" anlamindadir.

Buradaki serbestlik, kisinin dusunce ve davranisindaki herhangibir kararinda ve belirliligindeki yanasimin tamamen kendi kendilik bilinci ile olmasi ve kendi disinda baska bir yerden etki zorlama, mudahele v.s. yasamadan yaptigini kendi bilinc ve farkindaliginda yapmasidir. Yani kisi serbest olarak dusunme ve davranma durumundadir ve bunun kararliligini ve belirliligini sergilemektedir.

Iste basta bu sekildeki bir algi kararlilik/belirliligin ozgur irade ile celismedigini aksine; buradaki serbestligin zaten kararlilik ve belirlilik ile ortaya kondugunu gostermektir.

Insanoglu turu biri eger kendilik bilisselligine numenal yeti kullanim ve paylasimi olarak erismemis ise; dogal zihniyetin bunyesinde gosterdigi kararliligi ve belirliligi; gorunurde kendi gosterimi olarak gozlem verse de; geri planda onun beynine degil; onun inancina, ideolojisine ve ozgur irade karsiti indirgemeci bilincaltisartlanmisliginin alisilagelmis dusunce ve davranisina dayandigi algilanir.

Sonucta dogal zihniyetin determinizminde, zaten insanoglu bilinc ve farkindaligi yer almadigindan kisi goruntusu ile ortaya konan determinizm, kisinin ozgur iradesi degil; aksine kendini yonlendiren ve yoneten numenal yeti degerlerinin yonlendirim ve yaptirimidir.

Genelde bu tip kendilik bilisselliginden yoksun, determinizm; metafizigin varliksal ve fizik otesi ve de etigin her turlu numenal yeti degerlerinde ideolojik inanncsal bir dogru olarak yansir.

Nihilizm ile ortaya cikan kendilik bilincinin turselligi icermeyen, ben, bencilik, bencillik, bananecilik ve bireycilik temelli ve ozgur irade icerimli determinizmi ise, sadece egosal, akilci ve duygusal temeldedir. Yani kisi bir yerde kendine kisilik ve kimlik degeri yaptigi numenal yeti veri ve tabularini ya kendince dislamis, ya kendince anlam ve iceriklendirerk, kendiher turlu bireyci cikari adina sahiplenmis ve sabitlemistir.

Tursellikten yoksun bu ben temelli bilinc ve farkindalik bireyci akilciligin egosal ve akilci sadece kendi cikarini gozeten bir tezahurudur.

Burada inancsal determinizm ile mukayese edildiginde birinin ayni deger temelinde degeri, digerinin ayni deger temelinde kendi birinin cikarini dile getirdigini algilayabiliriz.

Buradan da kendilik bilisselliginden yoksun, inancsal determinizm ile tursel bilissellikten yoksun ben bilincinin ayni degeri ya deger ya da birey cikarinda ortaya koydugu gorulur.

Bilissel determinizxm de ise; hem ozgur irade varligi hem kendilik bilisselligi varligi bireyi sosyo-psikolojik temelde ve yasam ve iliskideki karsilikli alis veriste tursel anlam ve icerikte dusunce ve davranisa iter. Buda, bu temeldeki bilisselligin kararliligi inancsal ve bireyci determinizm acisindan noncognitive bir algi verir.

Bilissel determinizmin bir yonu de bilimsel ve bilgisel temeldeki yanasimdir. Hem olgusal gecerliligin gozlemsel yanlislanabilirlige kadar ki determinizmini tasir, hem bu determinizmin yanlislanabilirligi temelinde ozgur iradeyi getirir, hem de gozlemsel yanlislanabilirlige belirliginin gecerliliginin mutlak olmadigi algisini verir.

Inancsal determinizm, kisiyi aklinin ic ve dis savasimina ustelik kendi varligi olmadan koyarken, benci determinizm, kisiyi turune yonelik bir ustunluk egosuna sartlandirir.

Bilissel determinizmin tursel butunlugu ile bilimsel determinizmin gecerlilik ve yanlislanabilirliligi de; numenal insanlasma yolunda hem bireyi ozgur iradeli olarak gelistirir, yeniler; hem de bilimi metafizigin o mutlakci, kesinlikci, tekci, ilkci akilciliginin inancindan korur.

Tum bu aciklamalar isiginda hem determination/determinizmin ozgur iradeye ters dusmedigi, yani "ya o ya oteki" tercih zorlamasini icermedigi; hem de numenal insanlik temelli bilimsel ve tursel determinizmin; inanbcsal ve birsel determinizmin sahipli, sabit, cikarci ve kendilik bilisselligi ve turselligi tasimayan yonunu algilamak ve kisinin kendi devrimci sorgulamasi ile kendine numenal insanligi kazandirmasini saglamasinin onu acilmis olur.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Insanoglunun Kendini, Kendi Biri/Turu Ile Ozdeslestirmesi

Artik gunumuz ve cagimizda biyoloji evrim olarak gen uzerine okunmaktadir.

Kisaca bir fenomenin insanoglu turune ait bir bir olup olmadigini onun genetik ozelliklerine bakarak ortaya koyabiliriz.

Bu da insanoglunu genetik olarak evrimsel en yakin akrabalarindan da farkli kilar.

Yalniz gunumuzde hala bir insanogluna soruldugunda, "sen kimsin/nesin?" diye alinan yanitlar, cagdisidir.

Burada felsefi, metafizik bilincli ya da bilincsiz ve de etik alisilagelmis yanitlar halas soz konusudur.

Bu yanitlar genelde "kulum, koleyim, maddeyim, metayim, atomum, embriyoyum, bitkiyim, hayvanim, maymunum" v.s. temelinde insanoglu kendisini kendisi ile ozdeslestirmez.

Bu konu da bir de ozdeslestirmenin etik temeli vardir, burada da insanoglu kendisine dogumdan itibaren verilen degerlerle kendisini ozdeslestirir.

Bu yanitlar da genelde "Erkegim/kadinim, adim-soyadim, milletim, dinim, etnigim, mezhebim" temelli yanitlardir.

Bir de ozdeslestirme de sosyo-psikolojik yanitlar vardir.

Bu yanitlar genelde "delikanli, genc, genc kiz, efe, kulhanbeyi, serseri, berdus, asik, baba, anne kardes, yasli, amca, dayi, ihtiyar, moruk v.s. temelli olabilir.

Hayvan ve bitki ozdeslestirmeleri de algi temelinde mevcuttur;

Ornek "aslan, kaplan, kurt, ayi, kopek, kedi, kuzu, okuz, deve, maymun, bit, pire, papatya, manolya, lale, gul, v.s.

Bunun disinda mesleki ozdeslestirmeler soz konusudur.

Ornek "doktor, muhendis, ogretmen, sofor, kapici, yonetici, memur, isci, copcu, bakici" v.s.

Bu iki turludur ya kisi kendini bu sekilde ozdeslestirir, ya da etrafindakiler algi olarak bu ozdeslestirmeyi kisi uzerinde yaparlar.

Kisaca insanoglu kendisini; deyim yerinde ise "gunesin altinda ne varsa" onun ile ozdeslestirir.

Aslinda bu gayet dogaldir. Cunku insanoglu her bir seyi gozlemler ve algilarken, ona kendince ona uygun bir ad verir ve bu uygun buldugu ozellikleri de kendinde bulur. Boylece adlandirdigi her bir seyin, kendi ile ozdeslesmesi de kacinilmazdir.

Burada ilginc olan butun bu ozdeslestirmelerde, kendi ile ozdeslesimin olmamasidir.

Bir yerde her seyi gozlemler algilar ama kendisini gozlemleyemez ve algilayamaz.

Nihilizm ile birlikte gelen yeni akim ile birlikte insanoglu ilk defa, kendinin farkina varmis ve bu farkindaligi "ben" basligi ve temelinde kullanmaya baslamistir.

Bu aslinda ve bir yerde sadece kendi farkina varis ve kendini one cikaris olsa da henuz tum turunun farkindaligini ve bilincini tasimamaktadir.

Cunku bu kendi farkina varis kendi ego temelli akilci ve duygusal farkinin baskalari uzerindeki cikar kullanimi temelinde olmasi ve kendi birsel cikari icin herkese ve herseye istedigini yapmasinin dusunmesinin mesru ve mubah kilinmasidir.

Bu sekildeki ben bilincini, yani bireysellik, bireycilik, bencillilik, bencilik ve bananecilik temelini ilk ortaya atan Ayn Rand'dir.

Yaziyi bitirmeden bir filmdeki bir soylemi buraya ornek olarak alalim.

O film de bir kisi soyle bagiriyordu "I am not a number, I am a man"

"Ben bir numara degilim, ben bir insanogluyum"

Kisaca insanoglunun heuz kendini sadece kendi egosal cikarci temelde kendi ile ozdeslestirdigi ve beninin farkina vardigi cagimizda, henuz bunu tursel butunluk bilincine tasiyamamis olmasi da acidir.

Tarih bize bunu ne zaman insanoglu kendi turu bunyesinde bir birini oldurmez svasmaz ve her turlu dusunce ve davranis farki ile birlikte yasar ve bu farklari kendi turu bunyesinde bilim ve teknikte kullanir ve gelistirirse; iste o zaman, bugun en azindan kendi birinin bilinci bilissellige cikacak ve tursel bilinci ve bilisselligi de kapsayacaktir.

Henuz dunyamizda kendi bilincinin egosal olarak yansimaya yeni basladigini dusunursek; bunun tursellige ulasmasi pek ufukta gorunmuyor.

Yani insanoglunun, kendini ozdeslestirirken, su ya da benzeri cumleyi kullanmasi.

"Ben insanoglu turumun tek bir biriyim"

Iste bu cumle maalesef evrimsel degil; ancak beyinlerin zihinsel devrimi ile gerceklesecektir.

Yani bir fiziksel degisim degil, zihinsel bir degisimdir.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Ateist Cesitleri

Ateizm, etimolojik olarak "theos" yani tanri kokunden, a- on eki ile "tanriyi olumsuz/negatif" yapma anlamini tasir.

Dolayisi ile dini icermez.

Budistlerin dini oldugu halde tanrilari yoktur.

Hem teolojinin varliksal hem de metafizigin/etigin inancsal temelinde ateizmin durusu, olumsuz/negatif teizmdir.

Burada ateizmin cesitlerini belirleyen, tanri kavramina varliksal ve inancsal olumsuz/negatif durustur.

Ateizmin ilk bilincsel cesidi-Anti teizmdir, yani teizmin tanrisina/tanriya karsitlik.

Ikinci cesidi, teizmin disinda kalmak- nonteizmdir, yani kisinin tanriya dusunce ve davranisinda yasam ve iliskisinde yer vermemesi.

Burada karsiliktan ziyade, kisi sadeece kendi tanrisizligini dusunce ve dav ranis olarak ortaya koyar.

Teolojik noncognitivizm- Teolojik olarak "tanrinin varliksal" ve fizik otesinin ve etigin inancsal/ideolojik olumlu olumsuz tarafini ve tartismasini yasam ve iliskisine katmamak

Bunun da kendi icinde cesitleri vardir.

Apateizm-tanridan uzak durmak
Ignostisizm- tanriyi umursamamak anlamsiz gereksiz luzumsuz bulmak

Serbest dusunurluk- Tanriyi varliksal inancsal degil de kavramsal/bilgisel degerlendirmek, bilissel olarak teolojik/metafizik/fizik otesi/etik tanri ile olumlu/olumsuz hic bir bagi bulunmamak, bilimsel olarak ta tanri kavraminin insanoglu yasam iliski dusunce davranis sistem duzen temelindeki izdusumunun/etkisinin/tepkisinin sosyo-psikolojik sorunlarini ortaya koymak.

Kisaca ateizm uc turludur.

Bu iki turun her birini ya da sadece birini uygulamak kisiye gore degisir.

Burada ateizmin kisice yansisi;

sosyo-bireysel:sadece kendi bireysel gorusunu ortaya koymak.

sosyo-toplumsal: kendi gorusunu baskalari ile tartismak

sosyo-bilissel- tanri kavraminin, insanoglu uzerindeki her turlu izdusumunun her turlu sorununu bilimsel ve bilgisel olarak dile getirmek. Tanri kavramina olumlu ya da olumsuz sahiplenisin, sosyo-psikolojik sorunlarini dile getirmek.
Tanri kavramini kavramin disindan her turlu degerlendirmesi ve sahiplenilmesi temelinde icinde yer almadan ortaya koymak.

Yani "tanri felsefesini" hem isimsel hem de "tanrilastirma" temelli eylemsel dile getirimini yapmak.

Bu temelde, ateizm "teizm /karsiti/disi" olarak farkindalik bilgi bilinc ve ilgi/etki/onem temelinde cok genis bir yelpazedir.

Ya kisi tanri konusunda kendi tarafini ortaya koyar, ya da bu tanri kavraminin her turlu felsefi degerini etkisini tepkisini ve insanoglu uzerindeki sosyo-psikolojik yonunu ortaya koyar.
 
Ayrica ateizmin her kavramda oldugu gibi politik cikar ve duygu/akil somurusu olarak ta kullanimi vardir.

Yani tanriyainanmayan ve varliksal olarak yoklayan bir kisi, inanan uzerinde politik cikar ve akil/duygu somurusu saglayabilir.

Yani ozel/genel tanri kavramini inanan ya da inanmayan ustunde politik cikar olarak kullanabilir.

Emperyalist zihniyet; bu konuda da hem de bilimi kullanmakta ustadir.

Yukarida yazilanlari algilamak adina, Mesela islam din ve inancinin, siyasi cikar ve somuru amaci olarak kullanimini gosterebiliriz.

Bunu ancak bir kisi baskalarina saldigi korkuyu kendinde yasamazsa basarir.

Ya da her turlu deger uygulamasinin inanana olan tersligini, kendi uygulamasi olarak sunar.

Kisaca "tanriyi cikar/somuru olarak kullanmak"
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Evrim Kelimesinin Etimolojik Kokeni ve Kavramsal Algi/anlam "Sorunu"

Turkce kokeni olmayan ve yabanci dilden turkceye tercume algi ve anlam olarak aktarilan evrim kavrami sorunludur.

Buradaki ilk sorun, ozne sorunudur

Ikinci sorun kelimenin kavramsal olarak verdigi algi/anlam sorunudur.

Turkiye toplumu bilinc ve algi olarak genelde, ozneli ve direk algi yapisina sahiptir.

Yani bir kavrama anlam ve icerikk verilirken, genelde sanki o kavramin insanoglu gibi bir beyinsel yetisi ve fonksiyonu algisi her bir fenomende varmis gibi verilir. Bu da anlam ve icerik verirken verenin inancsal zihniyetinden kaynaklanir.

Belki buradaki bir yanlis algi/anlam da "devrim" ile mukayeseden gelir.

Ingilizce de "evolve" fiilinden turetilen "evolution" iki anlam ve iceriktedir.

Birincisi ozne tasimaz, ikincisi "gonulluluk/dogallilik" tasir.

Devrim anlamve iceriginde ise "re-volution" direk bir ozne vardir ve gonulluluk/dogalliliin uzerine insanoglu zihinsel yetisi ve fonksiyonu olan "re" on eki eklenmis, yani ozne olarak insanoglunun yetisi ve rolu ortaya koymustur.

Buradaki "re" on ekinin "dogalliligin/gonullulugun dusunce katilimi ile tekrari" soz konusudur.

Evrime geri donersek;

Evrim, "evirmek" fiilinden turetildiginde "re" yani insanoglu dusunce katkisi" temelini ve direk oznel anlam ve icerimi tassir.

Halbuki evrimin algi ve anlami "evirmek degil, evrilmek" fiilinden yani "evolve kokunden turetilmistir.

Bu fiilin ismi aslinda "evrilimdir"

Yani evrimin bir evireni yoktur, iste evrilim ancak bu evirenin olmadigidir.

Yani evrilmek ve evrilim de ozne ve insanoglu zihinsel yeti ve fonksiyonu yer almaz.

Iste bu yuzden evolution, aslinda evrim degil; evrilimdir.

Mesela bir canlinin baska bir canlidan evrilmesinde bir eviren yoktur.

Zaten evrilenin evireni yoktur. Dolayisi ile, evrilen evrim degil; evrilim gecirmistir.

Iste bu temelde devrim, bir devrilim degildir. Cunku bir devireni vardir ve bu insanoglu ve onun zihinsel yeti ve fonksiyonudur.

Iste o yuzden evrim ile devrim, bir birini oznel insanoglu yeti ve konksiyonlarinin etkisi olarak tamamlar.

Evrilim ise, bir evrim degildir, cunku evireni yoktur.

Evet kavrami evrim olarak kullanabiliriz. Yalniz kavrama verilenanlam ve icerik, evrimin degil; evrilimin karsiligi olarak algilandiginda; akilli tasarim gibi cikarimlar zaten evrilime uygulanamaz.

Ya da inancsal temelli yaratilis ile evrilim karsilastirilamaz.

Cunku evrilimde; ne insanoglunun yeti ve fonksiyonlari ne de bir eviren ozne ya da guc yoktur.

Umarim baslikta ve yazida neyin verilmek istendigi algilanir. Cunku bu algi kavram olarak evrime olan bakis acisini tamamen degistirecek ya da evrimin aslinda evrilim oldugunu algilatacak ve bir eviren olmadiginin farkina vardiracaktir.
 
Mesela "devirmek/devrilmek" fiilli, "devrim/devrilim" farkini da soyle ornekleyebiliriz.

Bir agac diyelim devrilir, yani dogal olarak yine baska bir doga olayi ile devrilir; yani devireni, zihinsel yeti ve fonksiyon tasimaz ve yoktur.

Devrim ise, insanoglunun guc ve otorite elde edimi Adina orgutlenmesi/silahlanmasi ve olan idare seklini devirmesi, yani olani yenilemesidir.

Iste burada insanoglunun zihinsel yeti ve fonksiyonu ve bunun somuta ve davranisa tasinmasi, bu devrimi yapmis/yaptirmistir.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti