Saturday, 22 November 2014

Fiziksel/Dogal Determinizm-Yaratilissal Irade Bagi/Iliskisi

Ilk once bu ikisi arasindaki bagi/iliskiyi ortaya koymadan, ikisinin biribirinden farkini ortaya koyalim.

Fiziksel/dogal determinism- fiziki olarak herhangibir fenomenin her turlu olusumunun, degisim, donusum ve baskalasiminin her turlu hareketinin oznel ya da soyut bir karar ya da secim mekanizmasina dayanmadan kendi kendine sartlara duruma ve zamana bagli olarak olacagidir. Yani buna kisaca "evrim "diyebiliriz.

Yaratilissal Irade- Yaraticinin yarattigi bir fenomen olarak, her turlu olusumun; degisim, donusum ve baskalasiminin, her turlu hasreketinin fenomenin karar ve secim mekanizmasina dayanmadan bir akilli tasarimcinin, bir yaraticinin onun ayarladigi sartlara, duruma ve zamana bagli olarak. olacagidir. Yani buna kisaca "buyuk/akilli tasarim" diyebiliriz.

Bu ikisi birbirinden farklki gorunmekle beraber, ikisinin de bir ortak noktasi vardir.

Nedir bu ortak nokta, "her turlu olusumun, degisim, donusum ve baskalasimi. Yine ikisindeki ortak nokta, bu olusumun "degisimi, donusumu ve baskalasimi yani hareketi"

Peki buradaki farkli gorunen nedir?

Ilkinde " fenomende,oznel ve de soyut bir karar ve secim mekanizmasinin" olmamasi, ikincisinde ise boyle bir mekanizmanin, fenomenin kendisi yerine, onu yarattigi one surulen bir tasarimciya ya da yaraticiya verilmesi.

Iste bu olusumdan biri olan bizlere yani insanoglu turune ve onun birlerine gelince bu durum degisiyor.

Yani bizlerin digger fenomenlerden farki ortaya cikiyor.

Nedir bizlerin digger fenomenlerden farki;

Bu fark, fiziki/dogal determinism de yer almayan ve yaratilissal irade de yaraticiyi ve tasarimciya verilenin, bizlerde yani insanoglu turu ve birinde bulunmasi.

Yani insanoglunun hem oznel ve soyut yeninin olmasi hem de yaraticiya verilen tasarim ve akil yetilerine sahip olmasi.

Iste bizlerin bu yetisi bizim soyut ve oznel yanimizi kullanarak soyutlama ve soyut degerlendirme muhakeme karar ve secim olarak bir seyi donusturebilecegimizin, degistirebilecegimizin ve de baskalastirabilecegimizin ve bunun icin de akilci ve tasarimci yetimizin oldugunun ve bunu kullanabilecegimizin farkidir.

Yani ilkinde, bu yetimizi ve farkimizi, gormemezlikten gelirken, yok sayarken, gale almazken ve farkina varmazken; ikincisinde de bu yeti ve ozelligimizi bizim disimizdajki bir akilli tasarimciya ya da yaraticiya veriyoruz.

Iste insanoglu turunun ve her bir birinin farki; hem bizim devrimci yonumuzu ortaya koyuyor, hem bu devrimci yonumuzun, soyutlama soyut deger ve degerlendirme ve oznel olma ozelligimize dayandigini gosteriyor, hem de bu yonumuz ve ozelligimiz ve oznelligimiz ile, her turlu tasarim ve yaratimin da soyut ve soyutlama temelinde bizlerin birer ozelligi oldugunu ortaya koyuyor.

Yani determinism ve irade her ikisine biz de olan, soyutlama yeti ve soyut degerlendirmemiz ile de tasarlanabilen ve de mudahele edebilen bir yanimiz ve yonumuz oldugunu ortaya koyuyor.

Iste fenomene verdigimiz farkli sekil ve sekillendirmeler yani insanoglu eliyle ortaya konmus fenomenler ve de bunlarin soyutlama akil ve tasarimciligi da bizim eserimiz olarak ortaya cikiyor.

Kisaca teknik ve cagdas fenomenlerin ortaya cikarilmasi ve bilim temelinde de her turlu kendimiz dahil; bilerek ve bildirerek soyutlama ve soyut degerlendirme yetimizi kullanmamiz.

Yani insanoglu hem devrimcidir hem de tasarimcidir. Hem yaraticidir hem de soyutlama soyut degerlendirme kendi kendini yonlendirebilme ve yonetebilme ve de her turlu soyut somut, degistirebilme, donusturebilme, baskalastirabilme olusturabilme ki buna kendi de dahil; yeti ve hareketine dusunce ve davranisina sahiptir.

Dolayisi ile ne bir tasarimciya ya da yaraticiya ihtiyaci vardir, ne de soyut oznel ve soyutlamadan soyut degerlendirmeden yoksundur.

Bunu algilayabilmek farkina varabilmek ve bilincine erisebilmek ise; basta soyut sonrada somut insanlasmanin evrensellesmenin bilimsellesmenin ve bilissellesmenin her turlu bilgi temelindeki algisi ve farkindaligidir.

Bu her seye insanoglunun ortaya attigi farkli ve cesitli nitelikteki bilgilerden sadece birinin bilgisi ile bakmak degil; aksine, tamamen insanoglundan ve onun fiziki yapi ve gorunumunun disinda, onun yaratici tasarlayici devrimci ve soyutlama yetenekli soyut degerlendirme ozellikli ve oznel yanindan bir bakistir.
 
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Materyalizm ve Idealizm Akilcilikta Birlesir

Bilindigi gibi, felsefenin Metafizik dalinin, yani varlik ile ilgili one surulen kuramlarin insanoglu tarihi boyunca iki ana one surum olarak tartisagelmistir.

Birincisi bu tartisma ve bu one surumlerin her turlu etik ve ideolojik ve de izmsel one surumlari bilimsel degildir.

Ayrica bilisselligi de icermezler. Icermezler, cunku bilissellik insanoglu fenomeni beynin, yani karmasik dinamik sisteminin zihni yani, soyutlama, soyut uretme, soyut deger ve soyuk kavram yonudur.

Zihnin numenal yeti olarak bilinen soyut yetileri- Zihniyet, dusunce, akil, hafiza, algi, bilinc, farkindalik v.s. olarak siralanabilir.

Varliksal/ontolojik one surumlerden biri olan materyalizm, zihnin farkina ortaya koymak yerine; maddenin bir sekli olarak degerlendirir. Dolayisi ile nesnelligini madde temeli olan beyin ile ortaya koyar.

Yine varliksal/ontolojik one surumlerden biri olan idealizm de, dusunce one surumu olan monizm temelinde, beyni de zihni de yetilerini de degerlerini de soyutlamasini da insanoglu disi bir guce verir.

Burada materyalizmin, insanoglunu maddelestirmesinin akilciligi ile, idealizmin insanoglunu kullastirmasinin akilciligi aynidir.

Bilim ise varliksal olarak bir kesinlik ve mutlaklik icermez. Sadece gozlemini ortaya koydugu tabani fenomen olarak nitelendirir ve ne oldugu monist/dualist ve mutlak tartismasina girmez.

Buradaki ilk sorun, her iki birbirine zit one surumunde insanoglu varligini algilayamamasi ve farkinin farkini ortaya koyamamasidir.

Buradan iki ana sonuc cikar.

Insanoglunu ya bir madde nesnellige ya da bir kul kolelige teslim etmek ve hic bir sekilde zihinsel degisimini zihninin onu yonlendirdigini ve yonettigfini bilissel olarak algilayamamak.

Halbuki tum one surumler zaten bir soyutlama urunu ve insanoglunun soyutlama yetisinin bir ozelligidir.

Matewryalizmin soyutu, soyutlamayi, soyut deger ve kavramlari "yok" olarak algilayamamasi, idealizmin de bu temelde soyutu baska bir guce vermesidir.

Cunku materyalizme gore oznellik, ozellik, ozsellik, ve de her turlu soyut; maddenin bir degisimidir.

Idealizme gore de, tanrinin insanoglunu yonlendirmesi ve yonetmesidir.

Kisaca daha once de ara ara ve konu ve de kavramina gore deginilen, her ikisinin de insanoglu varliginin farkinda olmamalari birinin maddeye digerinin de kula ozdes kilmalaridir.

Maddecilik, özdekçilik veya materyalizm, her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil olmak üzere bütün görüngülerin maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren, a priori olan hiçbir metafiziksel kavram kabul etmeyen felsefi kuramıdır. Bir diğer deyişle madde, varolan tek tözdür. Maddecilik "fiziksel maddenin tek veya esas gerçeklik olduğu" yönündeki kuramdır.

Maddeci kuram, monist varlıkbilim sınıfına aittir.

Materyalizme gore- Her sey maddedir

Idealizme gore- Hersey dusuncedir.

Burada indirgemeci ve determinist monism temelinde "hersey" "bunun (madde ya da dusunce) disinda baska bir mustakil var olan varlik yoktur" demektedirler.

Yalniz, materyalizmin madde temelinde; maddenin ne oldugu ortak bir algi degildir. Yani;

madde; herseyin ondan meydana geldigi "tek cesit bir madde mi vardir (hyle), ya da madde cesitleri mi vardir? madde surekli/daimi mustakilligini koruyanve cogulcu formlari ifade edebilen midir? (hylomorphism), ya da sayisal ozel degismeyen icerikler midir? (atomism), kalitimsal ozellikleri var midir? (substance/mustakillik teorisi),ya da bunlardan yoksun mudur? prima material-on material)

Yukaridakilerden hangisidir, bunun bir ortak algisi yoktur.

Ayrica, mustakilliginin (substantial) varlik olarak ebati ortaya konamaz.

Dolayisi ile, materyalizm de ne oldugu ortak olarak ortaya konamayan bir madde temeli vardir.
 
Materyalizme gore fenomen dislanmiyabilir.

Yalniz materyalizmin maddesi metafizik/ontolojik/varliksal olarak alinan "sabit, degismez" tabandir. Fenomen ise algiya gozlem veren olarak bilimsel tabandir.

Ustelik bilimsel olan, fenomenal tabanin metafizik/varliksal olarak ne oldugunun tartismasina girmemektir.

Cunku bilim fenomeni, degil; gozlemini ortaya koyar.

Ayrica fenomen tabani uzerine, metafizigin varlik temelli bir ideolojisi de vardir ve adi; fenomenolojidir.

Fenomenoloji ya da görüngübilim, kurucusu Edmund Husserl olan bir felsefe akımı. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde görülen bilimlerdeki ve düşüncedeki genel bunalım içinde doğup gelişen bir felsefe akımıdır. Husserlci fenomenoloji, bu bağlamda, Metafiziği sona erdirerek somut yaşantıya dönmek ve böylece tıkanmış olan felsefeye yeni bir başlangıç yapmak iddiasıyla ortaya çıkmıştır.

Bir felsefe akımı olmaktan çok bir yöntem olarak tarif edilmesi yaygındır. Fenomenoloji, her şeyden önce, fenomeni, yani dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayanan bir yöntemdir çünkü. Bunu nasıl yaptığı ya da yapıp yapamadığı, yani yöntemin iddiasını geçerli kılmak bakımından teorik düzlemdeki statüsü tartışılırdır. Öte yandan, fenomenoloji, bu yöntem üzerinden kavramlar ve kategoriler geliştirerek özgün bir felsefe akımı da meydana getirir.

20. yüzyıl felsefesinde ve kuramsal tartışmalarında etkili ve belirleyici bir yere sahiptir Fenomenoloji. Heidegger'den Sartre'a, Frankfurt Okulu'ndan Foucault'a ve Postmodern düşünürlere kadar pek çok düşünür ve felsefe eğilimde etkisi görülür.

Fenomenoloji, genel felsefe akımlarında olduğu gibi özne-nesne ilişkisini konu edinir. Nesneyi, en genel anlamda öznenin dış dünya ile kurduğu ilişkilerinde algıladığı, deneyimlediği şey'ler olarak görmesiyle pozitivizm ve ampirizm'le aynı noktada dursa da, temelde fenomonoloji bu iki felsefe akımına karşı çıkar. Bu karşı çıkış en başta, tek tek nesnelerin ele alınması konusunda ortaya çıkar. Tek tek nesneler, Fenomenolojiye göre, belirli genel yasalara bağlı şeyler değil, varlıkları yalnız raslantı kavramıyla açıklanabilir olan şeylerdir. Ayrıca, dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayalı bir yöntem olmasıyla ilkin doğabilimini dışta bırakır ve böylece her iki teorik eğilimi yadsır.

Fenomenoloji, yaygın olarak kullanılan deyişle, öz'lerin araştırılması konusudur. Cünkü, bütün sorunlar sonunda özlerin betimlenmesi sorununa geri götürülebilir. Ancak, bu noktada ayrımı belirginleştirmek gerekir; Fenomonoloji, öz’lerin bilimi degil, öz’ü görüleyen Bilinç’in bilimidir aslında. Algının ya da bilincin özü'nün betimlenmesi sorunu, fenomenolojinin konusudur.

Fenomenolojik bakışa göre, gerçekliğin kendiliği diye bir şey olamaz. Çünkü, gerçeklik, her zaman kendine yönelmiş bir Bilinç tarafından bilinen bir gerçekliktir. Yani kendisine yönelen bilinc tarafından görülen, algılanan ve bilincine varılan bir şeydir. Öyle ise, dünya deneyimlerimizin tamamı, bilinç tarafından kurulmuştur, en somut algılardan en soyut matematik formüllerine kadar. Bu nedenle fenomenoloji, Bilinç'in sistematik incelemesini hedefler. Hareket noktası olarak belli bir epistemolojiye dayanma düşüncesinden uzak durur.
Soyutun tanimini da verelim;

abstract
adjective

existing in thought or as an idea but not having a physical or concrete existence.
"abstract concepts such as love or beauty"

synonyms: theoretical, conceptual, notional, intellectual, metaphysical, philosophical, academic;hypothetical, speculative, conjectural

Considered apart from concrete existence: an abstract concept.

2. Not applied or practical; theoretical. See Synonyms at theoretical.

3. Difficult to understand; abstruse: abstract philosophical problems.

4. Thought of or stated without reference to a specific instance: abstract words like truth and justice.

5. Impersonal, as in attitude or views.

6. Having an intellectual and affective artistic content that depends solely on intrinsic form rather than on narrative content or pictorial representation

Yani somut olmayan nedir? in cevabidir, soyut.

En bariz bilineni, gercegin ne oldugu (truth) dur. adalet

Dusunce de ya da fikirde/teoride olan,fakat fiziksel somut varligi olmayan.
 
psyche- The human mind as the central force in thought, emotion, and behavior of an individual

Bir bireyin, zihni; Dusuncenin, hislerin, ve davranisin merkezi gucu

The mind is generally considered to be the awareness of consciousness and the manifestations of thought, perception, emotion, determination, memory, and imagination that takes place within the brain

Zihin, genel olarak beyinde yer alan bilincin farkindaligi ve de dusuncenin, alginin, hislerin, determinizmin, hafizanin ve hayal etmenin gostergesi olarak nitelendirilir.

The totality of the conscious and unconscious functionality of the brain and central nervous system is called the mind

Beynin, Bilinc ve bilincalti fonksiyonlarinin toplami ve merkezi sinir sistemine zihin denir.

The mind is a storehouse of information.

Zihin, bilginin deposudur.

Our senses provide input that is analyzed, interpreted, and stored in our mind.

Duyularimiz, beynimizde, analiz, tercume, edilmek ve depolanmak uzere, very/girdi saglarlar.

The functionality of the brain is a complex dynamic system.

Beynin fonksiyonu, karmasik dinamik sistemdir. 
 
Bilimin bilimsel tabaninin varlik degil, bilgi olmasi.

Bilgiyi ortaya atan fenomenin insanoglu olmasi ve, insanoglunun her turlu fenomenal(fiziksel, kimyasal, sinirsel v.s.) numenal (zihinsel, dusunsel, algisal v.s.) yetilerinin yaninda, bunlarin kavramsal (oznel, nesnel, ozel, genel, ozsel, gorunussel) degerler icermesi.

Materyalizmin idealizmin pozitivizmin dualizmin v.s. insanoglunun bir one surumu ve kurami olmasi ve zihninin urunu olmasi.

Bilginin, boylece insanoglunun yapilandirdigi oldugu da ortaya cikar.

Bu temelde de, bilginin, sosyal, fiziksel ve algi, bilinc, birikim, farkindalik, duzeyine ve zihniyet ufkunun, aklin inandigi dogruluk ufkunun sinirlarini asan, ozgurlugu ve sinirsizilgi temelinde de, bu ozelliklere ozgu, alisilagelmis, yerlesmis, otomatiklesmisin disinda kalan, matematiksel/mantiksal bilgi oldugunu v insanoglunu sistem, duzen, yasam ve iliski olarak yenileten, degistiren, gelistiren v.s. bilgi oldugudur.

Simdi bu temelde, bilginin nasil direk yansi olmadigini, yansiyanin kendi kendisini ortaya koyumu degil; onun yansi olarak bir algisal turevi oldugunu matematiksel/mantiksal bilgi ile ortaya koyalim.

Once yanlis oncul (false premise) baslayalim.

Yanlis oncul; Tum bilgi ya sezgidir, ya yansidir.

Simdi de bu yanlis onculun, yanlis cikarimlarina ve sonuclarina bakalim.

Buradan uc tane yanlis sonuc cikar.

Birincisi; Metafizik (felsefenin varlik ile ilgilenen dali anlaminda), kaynagini yansidan alir. (Mantiksal Dogmatizm ve Spekulatif yapilandirmacilik (olusturmacilik)-Bilginin akilsal ufku)

Ikincisi;Zihinsel sezgiye sahibiz. (Mistisizm ve Sezgicilik)-Aklin dogruladigi soyut

Ucuncusu; Metafizige ( ontolojik taban olarak ortaya konan varlik, kesin olarak her ne ise) sahip degiliz (onun disinda baska hic bir sey, kesinlikle yok). (Empiricism, deneycilik, pozitivizm, olguculuk, objectivizm, nesnellik-Aklin dogruladigi somut.

Simdi de dogru oncullere ve dogru cikarim, sonuclara bakalim.

Birincisi; Metafizige sahibiz (Hayal gucumuz,zihnimiz ve dusuncemiz var)
Ikincisi; Sezgimiz, algisaldir. Yani yansiyani, duyu, duyum ile algilariz.
Ucuncusu; Yansisal bilgi turevlenmistir. Yani, yansi, algiya, kavrama ve yansitmaya donusturulmustur.

Bu dogru oncullerin verdigi dogru cikarim ve sonuc ise; Metafizik (hayal gucu, dusunce, kavram) kaynagini, sezgisel olmayan ilk, birinci bilgiden alir. Yani, bilgi, yansinin ilk algi ile kavrama donusturulup yansitilmis olanidir.

Bu da yapilan, gozlemsel analiz ve kritigin bir sonucudur.

Bu sonucun verdigi ilk onemli algi; bilginin metafizigin ontolojik ve teolojik varlik tabanlarinin kesinligini bu olarak ortaya koyan ideolojilerle bir ilgisi yoktur. Bilgi, bu temelde inancsalliktan farklilasarak, bilimsel olarak gozleme, bu gozlemin teorisine, bu teorinin test edilebilmesine ve yanlislanabilirligine baglidir.

Zaten bunun disindaki bilgi, bilimsel, bilissel degil; inancsal, dogrusal, kesin, akilsaldir.

Iste bu temelde de, hem inancsal/ideolojik, hem de bilimsel/bilissel bilgi; insanoglunun turevidir ve yapilandirilmistir.

Philosophers generally do agree on the existence of abstract objects. These include concepts such as numbers, mathematical sets and functions, and philosohpical relations and properties. Such entities are not physical inasmuch as they exist outwith space and time. An abstract property such as redness has also has no location in space-time.

Filozoflar, genelde soyut objelerin varliginda hemfikirdirler. Bunlara ornek, sayilar, matematik stler ve fonksiyonlar, felsefi iliskiler ve objenin karakteristigi. Bu varliklar, yer ve zaman cikarilmak olarak oldukca fiziksel degildirler. soyut objenin karakteristigi kirmizilik gibi, yer ve zamanda belirli bir mekani yoktur.


Soyut yapı, fiziksel nesnelerden bağımsız olarak tanımlanan kurallar, özellikler ve ilişkiler kümesidir. Soyut yapılar felsefe, bilişim bilimi ve matematikte incelenir. Hatta modern matematik çok genel anlamıyla soyut yapıları inceleyen bilim olarak tanımlanmıştır.

Soyut bir yapı (belirli bir yaklaşıklık derecesinde) bir ya da birden çok fiziksel nesneyle temsil edilebilir ve buna soyut yapının uygulaması denir. Bununla birlikte soyut yapının kendisi herhangi özel bir uygulamaya bağlı olmayacak şekilde tanımlıdır.

Bir nesnenin herhangi bir özelliğini diğerlerinden ayırarak tek başına ele alan ansal işlem felsefede soyutlama olarak adlandırılır.Bir bilgi yöntemi olarak, soyutlamayı insan zihni yapar. Ancak diyalektik soyutlama anlayışı ile idealist soyutlama anlayışı birbirine tamamen zıtlık gösterir.

Gerçekte soyutlama, bilme sürecinde zorunlu bir yöntemdir. İdealizme düşmeksizin gerçekleştirilen soyutlama, bilimsel soyutlamadır. Kavramlar, soyutlamalarla elde edilirler. Ama nesnel gerçeklerle denenir ve doğrulanırlar. Soyut kavram ve düşüncelerin hakikiliklerinin ölçütü insansal pratiktir. Soyutlamada aşırılığa varmaya ya da soyutlamaları kötüye kullanmaya soyutçuluk denir. 
 
Bilişsel bilim, zihin ve zekânın işleyişini ele alan, zeki sistemlerin dinamiklerini ve yapılarını araştıran disiplinler arası bir yaklaşımdır. Çok geniş bir alanı kapsamasından ötürü bilişsel bilim alanında çalışan araştırmacıların bilişsel psikoloji, dilbilim, sinirbilim (neuroscience), yapay zekâ, dilbilim, antropoloji ve felsefe gibi alanlarda temel bilgilere sahip olması beklenir.
 
Kisaca varligi bir mutlak kaliba sokmak ve bunu monizm/dualizm one surumleri ile yapmak, ustelik beyin gibi bir sistemi ve henuz insanoglunun tam olarak ortaya koyamadigi bir sistemi monizme indirgemek ve soyutlama yetisini de bu monist temelde insanoglundan alip baska seye vermek, materyalizm ve idealizmin ortak akilciligidir.
 
Insanoglunu kendi zihninin soyutlamasi ile maddelestirmek ve de kullastirmak.
 
Ustelik bunu yapan da insanoglu. Ne yazik ki bunu yaparken ne bilincinde ne de farkinda.
 
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Biase

Alıntı:
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Qua Felsefesi Nedir?

Bilindigi gibi, felsefenin hangi dali olursa olsun, bir ideolojik inancsal tartisma alanidir.

Felsefenin tartisma alani olmasinin tek sebebi, konu ne olursa olsun; onu ortaya atanin kendine bilincli, ya da bilincsiz olarak aldigi bir tartisma tabanindan konuya yanasmasidir.

Orneklersek, eger konu varlik tartismasi ise, yani ontoloji; tartisma felsefesinin temel ve tabani tartisan kisinin kendi subjektif tabanidir.
Yani, ya madde den yola cikar, materyalist, nesnel objektif yanasir.

Ya dusunceden yola cikar, idealist, oznel subjektif yanasir.

Ya pozitivizmden yola cikar, pozitivist, isimsel ve subjektif yanasir.

Ya gercegi, nesnellestirir, ya gercegi oznellestirir.

Bu her turlu etik tede boyledir. Ya otoriteden yana, ya egodan yana bakar, ya da nihilisttir.

Ya marxist, sosyalist, emperyalist, fasist, anarsist, milliyetci, ulusal, liberal v.s. yanasir.


Tanrinin varligi konusunda, ya teist, ya antiteist, ya ateist, ya da agnostik yanasir.

Isin ilginci, yazar genelde hangi tabandan ve nasil yanastiginin kendi de bilincinde degildir.

Tum bu yanasimlarin, ortak bir noktasi vardir; o da ideolojik ve inancsal, ayrimci yanasimdir.

Yani kendi subjektif bakis acisindan yola cikarak, ya indirger, ya da butunler.

Iste konu ne olursa olsun, bir oznenin bu yanasimi; ayrimci, ideolojik ve inancsal yanasimdir.

Halbuki tum bu yanasimlari ortaya atanin kendisi olan insanoglundan yanasmak ise, butun bunlari icerir ve butun bunlara ayrimci bir ideolojik inancsal acidan bakmaz.

Qua felsefesi, bir oznenin, OZNESININ AYRIMCI IDEOLOJIK INANCSAL BAKIS ACISINI KONUYA KATMADAN DISARIDAN VE NOTR ALGILI BAKIS ACISIDIR.

Mesela; Din felsefesinde, bir dini temelden, ya da dinsiz bir temelden degil de, dini felsefenin ne oldugunu tum felsefeleri ile birlikte ve hic birinde yer almadan, gozlem olarak ortaya koyar.

Ayni sey teoloji icinde gecerlidir. Teolojik bir tabandan degil; teolojinin ortaya atilmis tabanlarinin gozleminden yola cikarak, teolojiyi gozlem olarak ortaya koyar.

Ayni sekilde, ontolojinin de bir tabanindan degil; ontolojik olarak ortaya atilmis her tabanin gozleminden ve ontolojinin ortaya koyumundan yola cikar.

Bu etik (milli, dini, ahlaki, siyasal, toplumsal, sosyal v.s.) her turlu yonlendirim ve yaptirimlar icinde boyledir.

Yani, kisaca tartisilan her turlu tabanin bir taban olarak tartismasini yapmaz, aksine; tartismada yer alan tum tabanlari gozlem ile ortaya koyar.

Qua felsefesinin, en onemli yani; eger basarilabilirse, oznenin her hangi bir sekilde tartistiginin tabaninin ne oldugunu ona algilatmaya calisir. Cunku, tartisan genelde, ya tartistigi tabani ad olarak bilmekte, ya da bilmemektedir.

Kisaca ornek verirsek, mesela; kisi tanrinin varligini/yoklugunu tartismakta ama; nasil bir tanriyi tartistiginin bilincinde olmamaktadir.


Ya da ateist oldugunu soylemekte, bunun antiteizm ile farkini algilayamamaktadir,ya da ateizmini sirf bir dini inanistan ayrilis uzerine kurmaktadir.
Konu aslinda, bir insanoglu oznesinin tum yasam ve iliskilerindeki her dusunce ve davranisini iceren bir konudur ve bilinc, farkindalik gerektirmektedir.

Eger konu algilanir ve konuya yanit gelirse, devam edebilirim. Cunku konunun algilanmasi icin, once anlasilmasi gerekir.

Oyuzden katilim olmadan, konunun dallanip budaklanmasi, konunun dagilmasina neden olacaktir.

Qua Felsefesinin zihinsel olarak ve matematik/mantiksal bilgi temelinde ilk ortaya atan akim, bilincsiz ve farkindasiz olarak nihilizmdir.

Cunkunihilizm oncesi, hersey NEYE DAYANIYORDU. En buyuk karsitlik ta, en son marx ve Engels'in ortak ortaya attigi emek/sermaye, uretim sahipligi/paylasimi, isci sinifi/burjuvazi karsitliklariydi. Diyalektik monizmin, Hegel monizmi idealizmi, Marx aciklamali materyalizme tasinmisti.

Nihilizm oncesi olan QUI (KIM) FELSEFESIDIR. Fakat ilgincolan kimin degil, insanoglunun NEYIN uzerine yogunlasmasi,kendi ortaya attigi NEYI temel ve taban almasi ne bakis acisindan yola cikmasiydi.

E. Kant ilk defa,ne ile kim farkini fenomen ve numen olarak ortaya koymus, fakat ve maalesef kimi yani numeni Yaraticiya, tasnriya bahsetmisti.

Iste nihilizmin ilk defa NEYI SIFIRLAMASI VE KIMIN BIR SOYUTLAMASI OLARAK ORTAYA KOYMASI, hem QUI felsefesinin, aslinda QUA oldugunu ortaya koymus hem de BILIMSEL QUI nin onunu acmistir.

Gerci nihilizm, insanoglu tarihinde dogal zihniyetin asli qui temelli fakat qua olarak algilanan her turlu bilgi temelini en buyuk karsitliga tasimis ve bu karsitlik diyalektik olarak insanoglu tarihini insanlik ve insan adina kana boyamistir. Cunku, nihilizm kim olarak INSANOGLU TURU BUTUNUNU DEGIL; INSANOGLU TURU BIRI OLAN BIREYI ONE CIKARMIS VE ONU TURUNE RAKIP KILARAK BIREYCI AKILCILIGIN, DOGAL ZIHNIYET OLARAK CIKMAZININ SON DURAGINA IMZA ATMISTIR.

Iste qua felsefesi nihilizm sonrasi, insanlik tarihinde neden kime donusumun, insandisi ve insanlik disindan insan ve insanliga donusumun zihinsel kapisiniacmistir.

Cunku, Qui felsefesinin dogal zihniyetine aykiri ve tezat olarak, aslinda qui felsefesinin olmadigini ve qua felsefesinin ise olmayan qii felsefesinin bir soyutlamasi oldugunu ortaya koymustur.

Hem ne olarak quayi yerine oturtmus, hem de qui ve numen olarak E. Kant'in tasnriya bagisladigi kimi, asil sahibi olan insanogluna geri dondurmus ve boylece kim sorusuna insandisi ve insanlikdisi bir guc aramadan ve gerek duymadan, insanoglunun kendisinin kim oldugunu ortaya koymustur.

Bu aynizamanda dogal zihniyetin kim ozneli ne nesneli diyalektik yonteminin de sonudur. Sonucta kimin ortaya attigi neyin diyalektigini ortaya koyan dogal zihniyet, kime yanit bulamamistir ve en uc noiktasi kimi ortaya koymak yerine kimi ortaya atan E. Kant'in kimi yaraticiya, tanriya yok temelli ateist bir yaklasimla care bulmustur. Ustelik yok dediginin de ne oldugunu ve neye yok dedigini bilmeden ve bilincine varmadan.

Iste qua felsefesine kadar, insanoglunun zihniyeti dogal olarak qui den yola cikmis, ama bunun bilincinde olmadigi icin, bunu yaraticiya vermis ve sadece ne uzerine yogunlasmistir. Qui konusunda kendi turunun ve birinin varligini algilayamamis ve kendi turu ve biri ustu bir gucu tarihler boyu her temelde yaratici ve tanri yapmistir.

Iste qua felsefesi bu tersligin duzelticisi, kimin kim oldugunun aciklayicisi ve neyi ortaya koyan kimin bilimsel cevabini epistemolojik olarak vericisidir.

Oyuzden qui si insan ve insanlik olmayan dogal zihniyet ile, quisi sadece ve sadece epistemolojik olarak insan olan qua felsefesi farki algilandiginda ve bilince ciktiginda da, dogal zihniyetin sonu olacak ve yerini INSANSAL ZIHNIYET ve asil neyi ortaya koyan kim alacaktir.

Iste qua felsefesi, insanoglunun tarihinde KENDINE DONUS, KENDINI BULUS, KENDINE VARIS, KENDINI ALGILAYIS VE KENDININ QUA'YI NE OLARAK ORTAYA KOYDUGUNUN, VE BASKA BIR ORTAYA KOYAN BIR QUI OLMADIGININ FARKINA VARIS FELSEFESIDIR.

Bu da ancak, epistemolojik olarak simdiye kadar insanoglunun dogal zihniyeti ile kendine ve algiladigi herseye verdigi zararin rahatsizligin ve sorunun temelini algilamaktir.

Cunku neyi tartisan insanoglu, bu neyi tartisanin kiminin kendi oldugu ve bu tartismanin yaraticisinin kendi oldugu bilincine ve baska kim aramaya ihtiyac duymamaya ve kendi ustu bir kim gucu yaratmaya gerek duymamaya algi olarak varabilecektir.

O yuzden, qua felsefesi, dogal zihniyetin kiminin kimin kim oldugunu algilamadan ortaya koydugu ve tartistigi neyi yerli yerine oturtmakta ve insan ve insanlik tarihinin insanoglu temelli dogal zihniyetinden arinis ve kurtul;usunun onunu acmaktadir.

E.kant ile insanoglunun ufkuna giren, nihilizm ile en buyuk catismalara yol acan bu zihniyetin elde edimi icin insanoglu qua felsefesi ile farkina varacagi yasamini kazanacak ve yasayip, yasatma bilincine erecektir.

Qua felsefesi, insanoglu tarihinde insanoglunun dogal zihniyetinden, insan ve insanligin zihniyetine donusumunun baslangic noktasidir.

Iste insanoglunun insanligi ve evrenselligi ise, ancak bu bilinc ve farkindaliktan sonra zihinlerde sorgulama olarak yerini alir.

Oyuzden qua felsefesi, insanin ve insanligin ve de onun her turlu soyutlamasinin ve de bilginin bilimsellik ile inancsallik farkini ortaya koyumunun felsefesidir.
Biase, felsefi mantikta; yukarida aciklanmis olan quafelsefesinin tam da tersi olan bir felsefi mantik cesididir.

Bias is an inclination of temperament or outlook to present or hold a partial perspective, often accompanied by a refusal to even consider the possible merits of alternative points of view. People may be biased toward or against an individual, a race, a religion, a social class, or a political party. Biased means one-sided, lacking a neutral viewpoint, not having an open mind. Bias can come in many forms and is often considered to be synonymous with prejudice or bigotry

Biase, red edisin esligide; alternatif bakis acilarini hak etmeyi de goz onunde bulunduran sunmak, veya tarafli perspektif icermek ile ilgili gorusun veya huyun/mizacin egilimidir.

Kisiler, bir bireye, bir irka, bir dine, bir sosyal sinifa, ya da bir politik partiye yonelik ya da karsit olarak biase olabilirler.

Biase olmak, tek taraflilik, notr bakis acisi yoksunlugu, zihni acik olmamaktir.

Biase olmak, bir cok cesitlilik icerir. ve genelde onyargi ve bagnazlik, dar kafalilik,fanatiklik yobazlik ile; es anlamlidir.

Biase olmak, felsefi mantiginin ornek cesitliligi asagidadir.

Biases in judgment and decision-making

Acquiescence bias ·
Anchoring bias ·
Attentional bias ·
Attribution bias ·
Belief bias ·
Choice-supportive bias ·
Cognitive bias ·
Confirmation bias ·
Congruence bias ·
Correspondence bias ·
Halo effect ·
Hindsight bias ·
Hostile attribution bias ·
Memory bias ·
Outcome bias ·
Response bias ·
Self-serving bias ·
Status quo bias ·
Survivorship bias

Statistical biases

Ascertainment bias ·
Bias of an estimator ·
Information bias ·
Lead time bias ·
Omitted-variable bias ·
Sampling bias ·
Selection bias ·
Self-selection bias ·
Social desirability bias ·
Spectrum bias ·
Systematic error ·
Systemic bias

Other

FUTON bias ·
Media bias ·
No abstract available bias ·
Publication bias ·
Reporting bias

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Onaylama Onyargisi (confirmation Bias)

Alıntı:
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Onaylama Onyargisi (confirmation Bias)

Kisinin onceden sahip oldugu (corefaith) gorusleri, inanclari ya da arzulari
dogrulayabilmek icin, karsilastigi olay ve durumlari secmeci bir
bicimde dikkate almasi ve yorumlamasi sonucu ortayacikan dusunsel bozukluk.

Evrensel-insan zihniyeti dili ile aciklamak gerekirse;

Dogumdan itibaren kisiye verilen ve beyninde yer etmis otomatiklesmis ve yerlesmis her turlu deger veri ve tabuyu sorgulamak yerine, kendi inanarak kendine dogruladigi temelde karsilastigi her turlu olay dusunce ve davranisi, dogal/fenomenal zihniyet temelinde; onaylayabilmek adina, AKILCI/BIATCI SECMECILIK bicimi ile degerlendirmesi aciklamasi ve dikkate almasi ve yorumlamasi sonucu ortaya cikan ve uygulayanin farkinda olmadigi ve bilincine cikmamis bir dusunsel/davranissal bozukluk.
Burada ilginc olan, bilimsel dusuncenin, bu tek tarafli dusunsel/davranissal bozuklugunu, kendi bilimsel dusuncesi adina, farkli bir sekilde kullanmak ve bozuklugu, bilimsel islerlik haline getirmektir.

Alıntı:
A distinguishing feature of scientific thinking is the search for falsifying as well as confirming evidence.
Bilimsel dusunmenin, ayird edilebilinen farki; bir delili onaylamak kadar, yanlislayabilmek icin de arastirmaktir.

Buradan cikan anlam budur. Bilim hic bir seye bir onyargi ile yanasmaz, sadece arastirir. Bu arastirma sonucu, ya bir delili onaylar, ya da yanlislar.

Bu ikisinden hangisi ortaya cikarsa ciksin, biri biri ile celismez. Sadece bilimi gelistirir, yeniletir, ilerletir.

Iste kendi goruslerini inanclarini arzularini ideolojilerini izmlerini sadece dogrulamak icin yola cikanlar; bu dusunsel/davranissal bozukluk tuzagina duserler. Kisaca bu dogrulamalarina uyum saglamayan ne varsa, sadece dogrularina tutunmak adina, onu inkar ederler. Bu inkarda bir bilinc ya da bilgi yoktur, sadece alisilagelmis bir dusunsel/davranissal sonuc vardir.

Yani zihin bu dogruya ters gelen her turlu delile bilinc olarak ve algi olarak kapalidir. Iste onyargi da tam da bu kapaliligi saglar. Boylece dogru bilinenler dogmalasir, cagdisilasir, gericilesir ve tutuculasir.

Bu farki algilamak, bilimsel dusunmeyi ve de her turlu farkinin onemini algilamaktir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Insanoglu Ile Bilgisayar Arasindaki Fark

Insanoglu ile bilgisayar arasindaki en onemli fark, bilgisayarin insanoglunun bir urunu olmasi ve bilgisayara bilginin insanoglu eliyle yuklenmesidir.

Iste buradaki fark aslinda soyutlama farkidir.

Yani bilgisayar soyutlayamaz. Sadece ona yukleneni yansitir.

Insanoglunu ve ozellikle beynini basit bir varliksal temele indirgemek mumkun degildir.

Cunku insanoglunun beyni daimi sekilde bir beliris ve belirtis ortaya koyan, bir karmasik dinamik sistemdir.

Burada bilgisayardan farki, insanoglunun baska bir guce gerek duymadan kendi sistemine bilgi yukleyebilmesi, bilgi eksiltebilmesi ve bilgi iletebilmesidir.

Iste insanoglunun farki bu soyutlamasidir.

Yani muhakeme etmek, deger vermek, degerlendirmek, fikir uretmek, akil yurutmek, tartismak, arastirmak, incelemek, sorusturmek, sorgulamak, kuramlastirmak, one surmek, teori, tez, antitez, sentez, analiz, diagnostic degerlendirme yapmak, kavram mana anlam ve icerik turetmek, kritik, analojik, dialektik, formel mantik ortaya koyabilmek, formuller, grafikler, cizimler uretebilmek, hesaplamak v.s.

Bir yerde, bilgisayardaki hardware ve software sisteminin, software'ni kendi yaratmak ve kendine yuklemek.

Kisaca insanoglunun her turlu hardware sistemi, kendi kendine soft ware yaratabilecek bir yetiye sahip.

Dolayisi ile insanoglunun, yansitan ve yansiyan bir karmasik dinamik system olmasinin temelinde fenomenal olarak beyni ve zihni mevcut.

Iste insanoglu soyutlamasini, bu zihinsel beyni yetisi sayesinde mumkun kiliyor.

Bilgisayarda, gozlem olarak her hangibir seyi yasam gercegi temelinde somut olarak algilayamayiz.

Aksine insanoglu ise soyutlamasi sayesinde, oznel ve nesnel yanini kavramsal bilgi temelinde somut ve soyuta tasiyabilir.

Yani yansisini algigini kavramsal bilgi olarak yansitabilir. Iste buradaki yansiyanin yansitilmasinin bes duyu ile algilanabilirligi ya da sezgi/his/duygu ile algilanabilirligi farki soz konusudur.

Bilgisayar ise sadece kendisine yukleneni ekraninda yansitir vebu sistemin kurucusu insanogludur.

Insanoglu dogumdan itibaren tum yasami boyunca bu karmasik dinamik sistemine algi temelinde soyut ve somut kavram depolar ve bu depoladigi kavramlari da soyutlama yolu ile bilgi temelinde besler.

Ayni bilgisayar gibi, insanoglu da istediginde bu depoladigi kavramsal bilgilerini control edebilir, degistirebilir, yenileyebilir, gelistirebilir, bunun paralelinde de her turlu sosyo-psikolojik hareketini control edebilir.

Iste buradaki ana fark, bu sistemin deposunu kendi kendine ve bilincalti kullanimi ile, bireyin bilincli ve farkinda olarak bu kullanima yon ve yontem vermesidir.

Iste asil insanoglunu bilgisayardan farkli kilan kisim, bu soyutlama yetisindeki her turlu soyutlamanin, bireyin kendi iradesi ve istemi temelinde yapilip yapilmamasidir.

Yoksa insanoglu da bir bilgisayardan farksiz duruma gelir.

Yani sadece hardwareine software ile depolanani yansitmak.

Yani soyutlama yetisini kullanmamak.

Ya da kullandiginin farkina ve bilincine varamamak.

Kisaca alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis bir sekilde yansitmak.

Software I yenilememek, degistirmemek, control etmemek v.s. kisaca software olarak hic bir soyutlama yapmamak.

Buradaki software soyutlamasina engel olan soyutlar, genelde;

Inancsallar, ideolojiler, izmler, etik her turlu deger, estetik her turlu deger, psikolojik her turlu deger, teoriler, tezler, antitezler, one surumler, mantiklar, hesaplar, formuller, v.s. temelli sorgulanmaz yani soyutlama ile degerlendirilemez kilinan soyutlardir.

Iste zaten bilincaltinin da yansimasi budur.

Burada aslinda bilgisayarda olmayan, insanoglunun gosterdigi bir savunu, kasi cikis, direnc, kaybetme korkusu, bosluga dusme korkusu, yerine baska bir sey koyamama korkusu, ya da yukaridaki sorgulanmazlarin sorgulandiginda getirecegi degisim korkusu mevcuttur.

Iste insanoglu bu temelde bu yerlesmis soyutlarini inatla savunarak, gelisen dunya teknik bilim ve sahip oldugu ve daimi beliris ve de belirtis yansitan karmasik dinamik sistemine karsi bir mucadele vermekte ve de cagdisiliga, gericilige, tutuculuga, muhafazakarliga ve her turlu degisim yenilenim ve gelisime karsi durusa yonelir.

Bunun farkinda ve bilincinde olmamasi da zaten; bu bilincalti savununun getirdigi bilincalti direncidir.

O yuzden genelde insanoglu, soyutlamasina engel olan bu soyutlarin oyle ya da boyle degistigini bile fark edemez.

Cunku bu degisimde bizzat kendisi ve bilinci yer almamistir.

Bu bir yerde, bilgisayardaki bir degisimi insanoglunun bilgisayara saglamasi ve bilgisayarin bundan haberi olmamasi bunun farkina varmamasi gibidir.

Zaten bunun ilki de boyledir, yani bilgisayar insanoglunun ona yukledigi bilgilerden de habersizdir.

Ayni insanoglunun dogumdan itibaren ona yuklenen ve depolanan soyut degerler gibi.

Iste insanoglunun kendini ve bilgi sayari yonlendirmesi ve yonetmesi; ya bir farkindalik bilinc irade temelindedir, ya da bilgisayar gibi depolanani sadece yansitmak temelindedir.

Iste buradan su sonuc cikmaktadir. Insanoglu bilgisayari her turlu yonlendirdigi gibi, kendi bunyesinde de bilgisayar gibi yonlenenler ve de bilgisayar gibi insanoglunu yonlendirenler olarak ikiye farklilasir.

Bu fark once birin kendinden baslar ve bu bir yansittigi ile bu fark ve bilinci insanoglunun soyutlamasina ve de her turlu software ine yer etmis ve sorgulanmayan, soyut degerlendirme degerlerine sunar.

Iste bu sunum, ya insandan bilgiden bilimden bilisden, evrensel hukuktan, insan haklarindan ve hak ve ozgurluklerden yanadir, ya da degildir.

Ya soyutlama yetisinin isletilmesi farkindaligini ve bilincini vermekten yanadir, ya da degildir.

Ya egitmekten, yetistirmekten, ve kendi kararini kendisi almasina yoneltmekten yanadir, ya da degildir.

Kisaca insanoglu ya bilgisayar gibi insanoglunu kullanir, degistirir, harcar, v.s. yani yonetir ve yonlendirir.

Ya da insanoglu insanogluna bir bilgisayar olmadigini kendi kendini yonetecek ve yonlendirecek soyutlama yetisine sahip oldugunu ve her turlu soyut degerler temelinde hareket yerine, bu degerlerin sorgulanmasini gosterir.

Kisaca insanoglu ya zihinsel olarak insanlasir ve insanlastirir, ya da insanoglu kalarak ve insanlasmayi onleyerek yasar.

Burada konu sadece insanlasmak degil, evrensellesmek bilimsellesmek ve bilissellesmektir.

Kisaca ya zihin degisimi ve devriminin farkindaligi ve bilincidir, ya da zihin farkindasizligi ve zihin yonleniminin teslimiyetidir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Fizik Ile Metafizik Iliskisi/Farki/Bagi i

Fizik ile Metafizik Arasindaki Iliski

Bir mukayese yapmak gerekirse, fizik; bes duyu ile algiladigimizin anlasilmasi iken, metafizik; bizim be duyu ile algilayamadigimizi, anlamaya calisir.

Fizik, etrafinda bes duyu ile algiladiginin "nasil oldugunu" aciklar.

Metafizik ise etrafindaki ve bunyendeki , her seyin ve her bir seyin "nedeni" ile ilgilenir.

Metafizik, kavramlari teoloji ve de fizik otesine onun dinine tasimamaya gayret ederek, bes duyu ile algilanan ile bes duyu ile algilanmayan arasindaki kesin bagi saglamayi amaclar.,.

Fizik, gozlemlenenin ve degisenin tamamini aciklayacak ve gozlemlenenin otesinde kalani da yok olarak ilan edecek sekilde hareket eder.

Metafizigin tam olarak ne oldugunun tarifi mumkun degildir., Yalniz herkesce bilinen klasik soru ile bu tarifin ne olacagi anlasilabilir.

"Eger, bir agac ormanin derinliklerinde etrafinda kimse olmadan duserse, hala bir ses cikarir mi/duyulur mu? .

Etrafimizda herhangi bir sey oldugunda, biz bunun farkina bes duyumuz ile variriz.

Eger herhangibir seyin olusu, bizim farkina varma algi ve bilme alanimizin disinda ise, biz; bunun gercekten olduguna inanir miyiz, inanmali miyiz?

Simdi, bilinmeyenden bu olanin, durumu bir cesit bizim bilme alanimiza girerse, o zamana kadar olan zincirleme olaylari nasil aciklariz?

Iste metafizigin cozmeye calistigi budur.

Fizik, farkina varilan fiziksel fenomen olarak butun bilinenleri alanina alirken, metafizik ve butun dallari, anlasilmasi guc ve belirsiz evreni ve fizigin aciklayamadigi fenomeni halleder.

Burada onemle dikkat edilmesi gereken konu, metafizigin hatta ontolojinin (varlik bilimi inceleyen) occultizm ("yasak" bilginin incelenmesi) veya ezoterisizmin (alternatif ve gizli olan bilgi) ile iliskilendirilmemesine ve kafa karisikligi yaratmamasina ozen gosterilmelidir.

Fizik ile Metafizik Arasindaki Fark

Peki, bu ikisi arasindaki farkin oncel noktasi nedir?

Ana ve oncel nokta, yukarida da belirtildigi gibi; "nasil ve neden" sorulari farkidir.

Fizik her zaman kendisini, buyuklugu ya da ozelligi farki gozetmeksizin; tam anlamiyla, kavramin ya da fenomenin faalligi, islevligi ile iliskilendirecektir.

Metafizik te, ilgi alani olarak;

Kavrama ait ya da kavramin ozdeslestigi varligin ve bu varliklarin ne olup olmadiklarinin, bir biri ile olan etkilesiminin, olusumunun ihtiyac nedeninin, amacinin v.s.,, nedeni etrafinda.

Ya da basitce, dusuncenin kendisinin kavrami hakkinda dusunme etrafinda

Zihin ile madde arasindaki her turlu incelemeyi yapma etrafinda;

toplanir.

Burada, din ve teoloji konusunda metafizik alani olarak aktiftir.

Fizik,, bu iki alandaki bilgiyi red ederek, sadece her fenomenin (bes duyu ile algilanabilen) varligi, hareketi ve tabiati uzerine odaklanacaktir.

Fizik, dini kendi ic bunyesinden ve ozel alanindan yasakliyadabilir.

Metafizik, dini ve belli olan bazi kelimeleri aciklama gayretine girecegini kabul ederken, fizik bunu yapmaz.

Yalniz metafizik bile tamamen tanri varligini ve de evrim teori ve olgusundan sapmayi kabul etmez.

Fizik kendi kanunlarina sadik kalirken, metafizik de kendi kurallarina baglidir (aslinda bu bagi cozer)

Fizik cozum arayisinda iken, kendi belirlenmis nedenleme sinirlarini asmaz. Aksine bu belirlenmis sinirlar bunyesinde, herkesin hemfikir olacagi sonucu eldekilerini en ince noktasina kadar kullanarak ortaya koyar.

Kendi basina, kendi sinirlarini fizik asmaz ve de genisletmez.. Bu klasik fiziktir


Metafizik ise, gercegin ne oldugunu inceler/arastirirken kendi sinirlarini herzaman zorlamaya ve buna egilimlidir. Buradan da, olan sinirin otesinde yeni bir hat insa eder.

Bu da ister istemez, bu yeni getirilen sinir hakkinda yeni sorularin dogmasina ve yaratilmasina neden olur ve yeni yanitlar gerektirir.

Bu dongu sonsuz ve sinirsizdir, mantiktan bilincalti bilinmiyene evrenin kendisinin sonlanmasina kadar ve genelde bilginin her yonunu de kapsar.

Fizigin, bizim bugun bildigimiz kesin tabiati cok nadir yanlis hesaplamalarla bazi teoremleri de kesinlestirir/mutlaklastirir.

Metafizik ise, son yaniti bulana/verene kadar, yeni sorulara yonelir.

Metafizik, tabiati geregi; daimi olarak, bes duyu ile algilanamayani ortaya koymak adina; degisen bir alan olacaktir.

Yakinlasma Noktasi

Butun bu farklara ragmen, fizik ve metafizigin ayni gorundugu acilar vardir. Fizik belki kati ve hizlidir,, fakat hala buyumekte ve degismektedir. Newton'un Fiziginin yeterliligi fazla uzun surmedi. Bu noktaya gelindiginde, Modern fizigin dunyasina giris yapilir.

Iste tam burada, metafizigin butun yonlerinin aciklanmasi fizik alanina girer. Tabi ki bir seyin ne kadar dogru oldugunu ispata kalkarsak, o kadar da yanilma ve uyarlama yapariz.

Modern fizikte, belirli noktalarda, metafizige ters dusecektir. Cunku bilgi ve irfanin herzaman daha buyuk bir mekanizmanin tamamlayicisi olmasi engellenemez.

Buna mesela determinizm ve ozgur dusunce alanlarini ornek verebiliriz.

Bazilari insanoglunun ozgur irade sahibi oldugunu one surerken, digerleri bunu evrimin hangi asamasinda kazandigimizi soracaktir.

Bazilari butun yasamlarin bir nihai amaci oldugunu one surerken, digerleri maddenin disinda bir seyin olmadigini soyleyecektir.

Dolayisi ile fizik ile metafizigin bilhassa modern fizikten sonra biribirine yakinlastigi ve yakinlasmasinin kacinilmazligi ortadadir.

Insanoglu Yasami/iliskisi

Insanoglu yasam ve iliskisini ana amaci , bizim yani insanoglunun ve evrenin gercek tabiatini, anlamaktir.

Bu da bize insanoglunun gozlem veren diger fenomenlerden farkini, bu ana amac dogrultusunda anlamak isteyen olarak farkli kilar. Burada her turlu bilgi daha bir onem kazanir. Fizikte metafizikte bu onem cercevesinde degerlendirilir.

Evrimin ilkel gelisimindeki insanoglunu ilgilendiren sadece, yiyecek, giyecek ve basini sokacak bir yuva gibi ana ihtiyaclardi.

Daha sonraki gelisimde, bilgiye olan aclik, artti ve insanoglu daha farkli hedeflere ihtiyac duydu. Bilgiye duyulan bu aclik, metafizigin daha bir sistematik olarak arastirilmasini/incelenmesini getirdi. Iste ancak bu sekildeki sistematik arzu edilen ve hedeflenen bilgiye ulasilabilir.

Yani insanoglu turu ve onun bir birinin oldugumuzun farkina ve bilincine varmak. Iste bu acligin getirdigi bilgileri insanoglu kendini yonlendiren ve yoneten sistemlere duzenlere kurumlara ve kuruluslara donustururken, bu sistem ve duzenlerin nasil olmasi gerektigi ile ilgili de ideolojik inancsal izmsel bilgiler ortaya atti ve etigin her turlu cesidini incelemeye aldi.

Bu da sosyal bilgilerin, psikolojinin psikiyatrinin sosyolojinin v.s. ve de etigin bazi cesitlerinin kendi basina birer felsefesini ve bilimini yaratti.
 
Bugun felsefi olarak materyalizmin ne oldugunu bilenler onun "ontoloji de indirgemeci, determinist, monist bir toz" odugunu bilir.

Tabi ki her kendine materialist diyen materyalizmi kendi algisi temelinde algilar ve ortaya koyar.

Yalniz unutulmamali ki , materyalizm felsefeden ogrenilir. O yuzden den gunumuzde gecerli olan tanim da asagi yukari yukardaki gibidir.

Cunku artik o eski materyalistlerde zihnin fonksiyonunun ve yetilerinin farkinda ve buna parallel olarak madde tozlerini uyarliyorlar.

Materyalizmin neden metafizigin bunyesinde olduguna gelince;

Materyalizm bir one surum ve kuramdir. Tum one surum ve kuramlarda fiziki degil, metafizikidir.

Materyalizmin one surdugu madde, toz olarak, ontoloji sinifina girer.

O yuzden ontolojiktir.

Ayrica materyalizm, bu tozunu varlik olarak one surer, o yuzden metafizige girer.

Indirgemeciligi- her seyi sonunda maddeye indirgemesidir.

Determinizmi- maddeyi tek ilk ve mutlak toz olarak gormesidir.

Monizmi- Metafizikte tek tozu one surenlere ve baska tozlerin varligini Kabul etmeyenlere monist denir.

Toz- substance demektir. Yani kendinden kendi basina olan varlik. Turkce de bir anlami da mustakil olmaktir.

Nesnellik materyalizme nerden gelir.

Her ontolojik one surumlardae oldugu gibi, varliklar iki siniftadir. Toz olanlar ve gercek olanlar.

Iste nesnellik materyalizmin madde tozune verdigi gerceklik niteligidir. Yani materyalizme gore gercek varligin niteligi nesneldir.

Iste bilinen felsefi materyalizm budur, ogrenen de boyle ogrenir.

Eger  bunlardan birinin olduguna karsi cikiliyorsa, materyalizme karsi cikiliyordur.

Iste bu aciklananlar, kisinin materyalizmin ne olduguna kendi dusuncesini ve tarafini eklemedigi; felsefi olarak bugun bilinen materyalizmdir.

Yani bu materyalizm, felsefedeki izahina ve aciklanmasina felsefi rehbere goredir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Pluralizm-Cogulculuk

Alıntı:
Pluralism is a term used in philosophy, meaning "doctrine of multiplicity", often used in opposition to monism ("doctrine of unity") and dualism ("doctrine of duality"). The term has different meanings in metaphysics, ontology, and epistemology.
Pluralism, felsefe de kullanilan bir terim olarak; "Cesitlilik doktrini" anlamina gelir, s1kl1kca, monizme (tekligin doktrini) ve dualizme (ikiligin doktrini) karsit olarak kullanilir. Bu terimin, metafizikte, ontolojide, ve epistemolojide farkli anlamlari vardir.

Alıntı:
In metaphysics, pluralism is a doctrine that there is more than one reality, while realism holds that there is but one reality, that may have single objective ontology or plural ontology. In one form, it is a doctrine that many substances exist, in contrast with monism which holds existence to be a single substance, often either matter (materialism) or mind (idealism), and dualism believes two substances, such as matter and mind, to be necessary.
Metafizikte, pluralism doktrini, birden fazla gerceklik oldugunu one surer. realism ise, sadece tek bir gerceklik oldugunu savunur. Bu savundugu gerceklik, ya tek bir objective olusum, ya da coklu olusumdur. Bir formda, monizmin, ya madde (materyalizm) ya da dusunce (idealism) ve madde ve dusunce gibi iki tozluluge inanan dualizm olarak tek/ikili tozluluge karsit bir cok tozun var oldugunu savunur.

Alıntı:
In ontology, pluralism refers to different ways, kinds, or modes of being. For example, a topic in ontological pluralism is the comparison of the modes of existence of things like 'humans' and 'cars' with things like 'numbers' and some other concepts as they are used in science.[1]
Ontolojide ise, pluralism, olusumun; cok farkli yonlerinee, cesitlerine ve bicimlerine isaret eder. Ornek olarak, olusumsal pluralism de, bir baslik; insanlar ya da arabalar gibi ya da numaralar ve digger baska bilimde kullanilan kavramlar gibi varligin bicimlerini karsilastirir.

Alıntı:
In epistemology, pluralism is the position that there is not one consistent means of approaching truths about the world, but rather many. Often this is associated with pragmatism, or conceptual, contextual, or cultural relativism.
Epistemoloji de, pluralism dunya hakkindaki gerceklere ulasmanin tek bir tutarli anlam icermedigi aksine coklugu icerdigi durumudur. Bu s1kl1kla pragmatism, veya kavramsal, iceriksel ve kulturel gorecilik ile iliskilidir.

Alıntı:
Methodological pluralism, the view that some phenomena observed in science and social science require multiple methods to account for their nature
Yontemsel pluralism, bilimde ve sosyal bilimde gozlemlenen bazi fenomenlerin, onlarin tabiatina yonelik coklu metodlara ihtiyac duydugunun gorusudur.

Alıntı:
Scientific pluralism, the view that some phenomena observed in science require multiple explanations to account for their nature
Bilimsel pluralism, bilimdeki bazi fenomenlerin, onlarin tabiatlarina yonelik coklu aciklamalara ihtiyac duydugunun gorusudur.

Alıntı:
Epistemological pluralism, methodologies for determining what we know – a set of untold truths about the world.
Epistemolojik pluralism, bizim ne bildigimize determine olan metodlardir- dunya hakkinda aciklanmamis gercekler grubu.

Alıntı:
In the philosophy of science epistemological pluralism arose in opposition to reductionism to express the contrary view that at least some natural phenomena cannot be fully explained by a single theory or fully investigated using a single approach
Bilimin felsefesinde, epistemolojik pluralism, en azindan bazi dogal fenomenlerin tek bir teori ile ya da tek bir yanasimin tam bir arastirma uygulamasi ile olamayacagina yonelik karsit gorusu indirgemecilige karsi dikilerek ifade etmektedir.

Alıntı:
ontological pluralism (that examines what exists in each of these realms) and epistemological pluralism (that deals with the methodology for establishing knowledge about these realms).
Olusumsal pluralism (her bir gercekte ne var oldugunu arastirir) ve epistemolojical pluralism ( bu gercekler ile ilgili bilgi bilgi kanitlamanin yontemleri ile ilgilenir).

Pluralizmin digger cesitleri ile ilgili asagidaki linke bakabilirsiniz.


Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti