Sunday, 30 August 2015

“PKK Yetmedi, Üzerine Bir de IŞİD Verelim“

8 Haziran'da sandiktan cikan sonuclari hice sayarak kendi itiraf ettigi fiili durumu yaratan ve ulkeyi emrindeki askeri ve polisi ile kan golene ceviren terror estirten dictator, sirf istedigini elde etmek Adina, ulke ve toplumunu erken secime goturuyor.

Gotururken de soyle demek istiyor. "bana 400'u ve de Anayasayi degistirecek sandalye sayisini ve de iktidari alacak cogunlugu, 8 Haziran'da vermediniz. Anlasilan bunlar icin PKK ve ic tutuklamalar iskenceler sivil katliamlari gozaltilar OHAL'ler size yetmedi, o zaman bunlarin ustune size bir de ISID verelim"

Bilindigi gibi dun itibari ile resmi olarak ilk defa dictator emrindeki TSK, emperyalist gucler ile birlikte ISID mevzilerini bombaladigini acikladi.

ISID'in ustune gitme bahanesi Adina, PKK'ya savas acan TSK hem icerdeki ISID'lilara dokunmadi, hem de yurdun dogu ve guneydogu bolgelerinde 114 bolgede OHAL ilan edip, en az 10 bolgede de saldirilarini surdurdu.

Guya PKK'li terrorist oldurme adi altinda bu bolgelerde bir cok cocuklar da dahil olmak uzere sivili( asker, polis, PKK'LI degil, eli silahli degil; yorede yasayan vatandaslar) katletti

Katletmek ile kalmadi, yaralilarin tedavisini onledi, bolgeleri abluka altina aldi. Tum bolge vatandaslarinin yasam hakki dahilher turlu hakkina el koydu.

Kisaca o bolgelerde yasayan vatandaslari hic bir konuda koruyacak ve savunacak bir hukumet, devlet, hukuk ortada yok.

Yani T.C.Devleti askeri ve polisi ile kendi vatandasi uzerinde bir katliam teroru estiriyor ve estirmekte.

Butun bunlar olurken, dictator 2 Kasim'da cikacak sandik sonuclarindan da bu politikasi ile istediklerini alamayacaginin farkinda.

O yuzden onun istedigini almasi Adina iki secenek var.

YHa toplum "aklina basina devsirip" kendi saglik bakaninin da dedigi gibi "400'u verseydi, bunlar olmazdi" uzerinden hareket edip "bu fiili durumun olmamasi" Adina, diktatore istedigini verecek; ya da dogu ve guneydogu'daki OHAL tum ulke'ye yayilip; secim ortami ortadan kaldirilip hala farkinda olmayanlar icin acik sivildarbe ilan edilecek.

Iste boyle bir fiili durum olmasi icin de, PKK ve dictator karsitlari uzerindeki katliamlar, tutuklamalar gozaltilar iskenceler v.s. yetmedi.

O zaman ne olacak?

Iste tam da "yetmedi, ISID verelim" burda devreye girecek.

Yani dunden itibaren fiili duruma "ISID'i saldiriya tahrik etme" de eklendi.

ISID kendi uzerine saldiran TSK'ya karsi ulke bunyesinde konuclanmis uyuyan hucreleri ile hergun gunde en az bir Suruc yaratmak icin firsat kolluyor.

Ayrica bu terror, PKK gibi sadece dogu ve guneydogu bolgeleri ile de sinirli degil; basta Istanbul, Ankara, Izmir gibi ana yerlesim merkezleri de hedefte.

Yani ulke ve toplumu tum butunlugu ile ISID'in kapsamli ve kitlesel terror bombali katliamlarina acik.

Aslinda boyle bir fiili durumun ne oldugunu anlamak icin once Reyhanli'ya sonar da Suruc'a bakmak yeterli.

Yeterli gelmiyorsa, herkes su an ISID'in O. Dogu'da nasil bir bombali kitlese lkatliam iceren terror yarattigina baksin.

Ya da ISID'in Irak ve Suriye'de su an eline gecirdigi ve Suriye ve Irak'in tamamen kontrolunden cikarilmis bolgelere bir baksin.

Size bir de soru?

Madem ISID'i bombalayacaksin, neden once tam sinirdaki Cerablus ile Afsin arasinda kalan ve ISID'in kontrolunde olan bolgeden baslamiyorsun?

"Bana saldir" diye ona saldirarak tahrik ettigini, once kendi ulkenden sonar da sinirindan temizlemeden ISID'i bombalamanin anlami nedir?

Hala butun bu filli durumdan ve gitgide kotulesen fiili durumdan sonar, ortada bir T.C. DEVLETI, VE DE BIR T.C. VE DE BIR TURKIYE COGRAFYASI KALACAGINI DUSUNEN VAR MI?

Varsa, bunun bu fiili durumdan ve bundan sonraki gelecek fiili durumdan sonar nasil mumkun olacagini aciklayabilir mi?

Bu arada iki gun once bir ABD yetkilisinin konusmasindaki "Turkiye bizim icin yok hukmundedir." cumlesini ve aciklamasini da hatirlatalim.

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Diktatör / AKP / IŞİD / PKK Aynı Taraftadır

Dunyada insanoglunca bilinen klasik ana ayrimlardar biri hic suphesiz ki, baris ve savastir.

Bugun Turkiye ulke ve toplumu bugune kadar bir suru kavramda kutuplasmistir.

Iste baris ve savas ulke ve toplumunun gelecegi en son kutuplasmadir.

Bugun herkes dusunce ve davranisi ile bu ikilemin disinda kalamaz.

Bugun susmak bile, sadece savasanlarin tarafinda olmaktir.

Savastan, kandan, saldiridan, kinden, nefretten, ayristirmadan otekilestirmeden baski saldiri korkutma sindirme ile biat ettirmeden her turlu uygulamayi Kabul ettirmeden yana olanlar;

baristan, adaletten, hukuktan, insanliktan, haktan ve ozgurlukten boyun egmemekten, biat etmemekten, otekilestirmemekten, ayirmamaktan, kardeslikten, doftluktan farklasri ile bir arada biribiriner saygili olarak yasamaktan yana olanlar.

Bugun Diktator ve saray tayfasi, AKP politikacilari, PKK teroristleri, ISID canileri, ve bunlara destek verenler, biat edenler, savunanlar, savas cigirtkanligi yapanlar, ulkke ve toplumun devletini hukumetini ve her turlu ordusunu kurum ve kuruluslarini buna alet edenler bir taraftadir, Bu tarafin MHP politikacilari gibi bir de isbirlikcileri vardir.

Ulke ve toplumda bugun herkesin tarafini secme ve bunun icin mucadele etme gunudur.

Bunun icin her seyden once bu savas tarafinda olanlarin vermeye calistigi algi operasyonunu cok iyi algilamak gerekir.

Nedir bu algi operasyonu;

Basta savasi ve her turlu getirisini sanki baris ve her turlu getirisi gibi gostermeye calismak.

Her turlu barisi savunani, sanki savasi savunuyormus gibi gostermeye calismak

Her turlu baris yanlisini, baski ve zorla devlet teroru ve polis teroru ile sindirmeye gozaltina almaya, tutuklamaya calisirken; sanki bunlar birer teroristmis gibi gostermeye calismak.

Sanki PKK'yi AKP karsiti gibi gostermeye calismak

Sanki ISID'a saldiriliyormus gibi gostermeye calismak.

Bu arada toplumun farklihalklarinin ve kesimlerinin her turlu yasam mucadelesini cehenneme cevirirken, her gun vahsi kapitalizmin ve fasizmin baskisi altinda onlara eziyet ederken, sanki onlari terorden koruyormus gibi gorunmeye calismak.

Her turlu etik milli ya da dini degeri kendi savas politikalari icin kullanirken, kendilerini dindar ve milliyetci gostermeye calismak.

Ayni etik dini ve milli deger temelinde kendilerince sunni ve turk olmayanlari, basta kurdleri ve alevileri; teroristmis gibi gostererek gozaltina almak tutuklamak mekanlarini basmak ve uzerlerinde her turlu teroru uygularken de, yine onlari teroristmis gibi gostermeye calismak.

Aslinda algi operasyonu daha detayli olarak ta izah edilebilir.

Peki butun bunlar neden?

Birincisi 7 Hazirandaki cikan demokratik dagilimin intikami.

Yani diktatore 400 milletvekilinin, ve de mecliste anayasayi degistirecek cogunlugun, ve de AKP'yi tek basina iktidara getirecek oy cogunlugunun alinamamasinin intikami.

Bu intikamlarin yaninda, AKP'yi toplumun onunde iktidarmis gibi davranmadirip, cikartilan savastan olasi bir erken secimde iktidar olmayi ummak.

Aslinda belki de tam bu gunler 13 sene once iktidara gelen AKP'nin bugune kadar gercek yuzunu goremeyenlerin artik acikca gorebilmeleri icin en gozlemsel firsattir.

Cunku bundan sonar dictator usagi AKP'yi iktidara getireceklerin, artik hic bir bahanesi kalmamistir.

PKK eger ulke ve toplumu olmasa da eger bir nebze kurd halkini dusunuyorsa, terror saldirilarini kesmelidir ve bilmelidir ki yaptigi her saldiri sadece AKP'nin ekmegine yag surmektedir.

AKP eger ulke ve toplumu icin iktidar olmak ya da mecliste yer almak istiyorsa, derhal diktatorun usagi olmaktan kurtulmali, gecmis yolsuzluk hirsizlik ve kanunsuzluklari ile yuzlesmeli, toplumun onune temiz bir AKP olarak cikmalidir.

MHP ve ona oy verenler, artik kurd halki varligini algilasmali ve Kabul etmeli, akitilan kana dur demelidir.
Eger butun bu olanlardan sonar, hala dictator usagi olarak kalan ve devam eden AKP'yi iktidara getirmek ve hatta meclise sokmak; bunu yapan herkesin kendi mezarini kazmasi olur.

Evet ya insanligin barisindan, ya da insanlikdisi kan emicilikten yanasiniz.

Inanin su an kimsenin baska da secenegi yok.

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Bir Haftalik Super Lig Fiksturu- 2015/16 sezonu

Superlig 2015/16 sezonunun lig fiksturu cekildi.
 
Tum sezonu yani 34 haftayi kapsayan haftalik lig fiksturunun bir haftalik cizelgesi asagidadir.
 
Gule gule kullanin.
 
<------------------------------<
v (Bay)Sivas-Galatasaray(01)   ^
¦ (03)Osmanli-Kayseri(16)      ¦
¦ (05)Konya-Akhisar(14)        ¦
¦ (07)Mersin-Besiktas(12)      ¦
¦ (09)Trabzon-Bursa(10)        ¦
¦ (11)Gaziantep- Kasimpasa(08) ¦
¦ (13)Basaksehir-Antalya(06)   ¦
¦ (15)G.Birligi-Rize(04)       ¦
v (17)F.Bahce-Eskisehir(02)    ¦
>------------------------------^

Cizelgenin kullanimi -ozet

Once takim secilir, diyelim Besiktas; sonar o takimin ilk hafta oynayacagi takim bulunur, Mersin; sonar ok yonunde ikinci hafta takimi bulunur, Trabzon, 3, hafta takimi; Gaziantep boylece ok yonundeki son takim (6. hafta) olan F.Bahce ve yine ok yonundeki takim Eskisehir (7. hafta) bulunur. Ok yonunde devam edilerek 8. hafta takimi olan rize ve cizelge sonundaki 15. haftaya denk gelen G.Saray bulunuir. Yine cizelge yonude, 16. hafta sivas yani bay takim atlanarak cizelge yonunde .  Osmanli ve son hafta Konya bulunur.

Bay takimin ozelligi bir takim kendi Adina geldigi hafta bay takim ile oynar ve cizelge siralamasinda bay takimi yani sivasi atlayarak bir sonraki takim ile oynar.

Cizelge orneginde kullanilan Besiktas takiminin bay takim ile oynayacagi hafta cizelge ye gore kendi Adina geldigi haftadir, yani 12. hafta cizelge de Besiktas kendi Adina gelir ve o hafta sezonun bay takimi olan sivas ile oynar.

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

İnsanoğlu İle İnsan Arasındaki Beyin Farkı/Islevsel-Devrimsel

Baslikta gecen cumleyi aciklayacak en tutarli bilimsel ve bilissel dile getirim "insanoglu ile insan arasindaki beyin farki, evrimsel/yapisal degil; devrimsel/islevseldir."

Yukaridaki dile getirimin bilimsel ve bilissel aciklamasi ise soyledir.

Insanoglu turu beyin yapi ve islevi olarak evrimsel temelde en gelismis canli turudur.

Peki insanoglu turunu, kendisine en yakin olan maymundan farkli kilan nedir?

Tum beyni olan canlilarda, beyin kabataslak olarak uc bolumdur..

On beyin, orta beyin ve alt beyin.

alt beyin ve orta beyin, beyni olan her memelide gelismistir.

Beynin bölümleri
Anatomik olarak beyin üçe ayrilir: ön beyin, orta beyin, ve art beyin;
ön beyinde üst düzey islevleri kontrol eden serebral korteksin çesitli loblari bulunur,
orta ve art beyin ise daha çok bilinçdisi, otonom islevler ile ilgilidir.

Diger bir aciklama ile;

Birinci bölge; beynin alt kismini olusturan beyin sapidir. Beyin sapi; solunum, dolasim ve sindirim gibi istem disi çalisan
sistem merkezlerinin bulundugu yerdir. Burasi yasamsal önem tasir; örnegin, solunum durursa yasam sona erer.

Ikinci bölge; beyin sapindan sonra gelen ve beynin orta bölgesini olusturan limbik yapilardir. Limbik yapilar asil olarak,
içgüdüsel/duygusal dürtüler/tepkiler/davranislardan sorumludur. Içgüdüsel davranislarin temel amaci; beslenme, korku ve
üreme gibi biyolojik yasamin sürdürülmesidir.

Üçüncü bölge; beynin en üst tabakasini olusturan, bilincli ve bilissel soyutlama, muhakeme deger ve degerlendirme islevlerinden sorumlu olan beyin kabugudur/yani korteks.

Bu önemli üç bölge birbirlerinden bagimsiz degildir. Aralarinda sinir uzantilariyla baglantilar vardir ve üst merkez; alt
ve orta merkezleri kontrol eder.

Kisaca frontal lob yani on beyin dilimi, en gelismis canli turu insanogludur.

Burada onemli olan ise, insanoglu ile insan arasindaki farktir.

Iste bu fark, beynin hem insanoglu turunu diger canlilardan yapisal/evrimsel olarak hem de insanoglunu insandan devrimsel/islevsel olarak farkli kilan on beynin korteks yani beyin zari kisminda ve on beyninde en onunde alin bolgesinde bulunan prefrontal cortekstir.

Iste bu en son gelisen ve insanoglunda da yas ilerledikce olgunlasan prefrontalkorteks, tam da beynin zihin merkezidir.

Iste insanoglundan insani farkli kilan bu zihin merkezinin ve islevinin kisice farkindaligi kullanimi gelistirimi ve yasam ve iliskisine islev olarak tasinmasidir.

Ne yazikki dunya insanoglu varliginin her turlu davranisi, beyninin bu bolumunu kullanmadigini aksine bilincalti dogumdan itibaren aldigini ayni hayvandaki ikinci bolge gibi kullanmasidir.

Aslinda evrensel-insan zihniyetinin de bu fark baslangic temelini teskil eder.

Kisaca icinde bulundugumuz emperyalist sistem ve onun yetistirimi, prefrontalkorteksin varligi ve kullanimina dayanmamakta, aksine; verileni verildigi gibi uygulamaya ve de kisiye gore ancak buna karsi gelmeye yonelik olmaya dayanmaktadir.

Yani ve kisaca insanoglu turu kendisini islevsel ve devrimsel insan yapacak olan beyninin yapisal islevini uygulamamaktadir.

Kisaca beyninin bu kismini, sadece alt ve orta beyini nakletmek icin kullanmaktadir.

Halbuki insan bu kismi nakletmek icin degil; alt ve orta beyinden geleni her turlu zihin islevi ile insana yakisir sekilde elewkten gecirerek ve sorgulayarak irdeleyerek kullanmaktadir.,

Evrimsel/yapisal insanoglunun, devrimsel/islevsel insanlasmasi tam da beyninin bu bolgesinin bilincli farkinda olarak ve bilisselkullanimi ile paraleldir.

Yazilanlariu daha net ve acik algilama Adina, asagidaki sitedeki  basliklar da okunabilir.

http://www.turkish-m...+insanlasamamak

http://www.turkish-m...imci +sorgulama

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Evrensel-İnsan Zihniyeti İle Doğal / Fenomenal Zihniyet Farkı

Asagida siralanacak olan kavramlar, her iki zihniyet arasindaki ana kavrasmlardir.

Solda, evrensel-insan zihniyetinin, sagda da dogal/fenomenal zihniyetin kavramlari siralanmistir.

Bu ikisi arasinda ortaya konmus kesin bir fark yoktur.

Sadece farkin farkindaligi ortaya konmustur.

Ayrica her bir kisi, kendi reel yasam ve iliskisinde eylem olarak ister istemez kendi Adina, duruma sarta ve zamana gore sagdaki kavrami kendine baz alabilir. Cunku kisi kendi Adina somut bir sey yaparken kendinden taraftir.

Burada onemli olan soldaki zihniyetin, kisi beyninde onun yasam ve iliskisi olarak insanlasma devrimi Adina ne kadar yer edip etmedigi ve soldaki kavramin kisinin bilincinde olup olmadigidir.

Cunku kisi kendiliginden ve kendi secimi istemi ve karari ile bilerek ve bilincli olarak soldakini uyguladigi olcude, evrensel-insan zihniyetine yakindir. Buna evrensel-insan zihniyetini sunan kisinin kendisi de dahildir.

Evet, evrensel-insan zihniyeti ile dogal/fenomenal zihniyet arasindaki temel ve tabansal farklar:

evrensel------cografi
insan----------insanoglu
kendinssel---egosal
etik------------aksiyolojik(degersel)
bilissel--------verildigi/alindigi gibi
bilimsel-------felsefi
kavramsal---klasik anlamsal
gozlemsel---akilsal
bilgisel-------varliksal
zihinsel------fikirsel
Yanlislanabilir--dogrusal
Olgusal------gerceksel
Gcerli--------mutlak
Serbest-----bagimli
Yapilandirmaci--dogal
Devrimci----evrimci
tursel--------digersel
yontemsel--metafizik
nasilsal------nedensel
iradi----------maddi/yaratilissal
degisimssel-determine
algisal-------anlamsal
sorgulamasal-iletimsel
Aciklamasal-tartismasal
qua (notr/disaridan)-tarafsal
genel--------ozel
--e gore-----klasik
bilincli-------dogmatic
kendiliginden-teleolojik
cagdas------tutucu

Aslinda bu liste bir son degildir.

Yine bu listede kullanilan kavramlar hakkinda ya da biribirine olan karsitlik hakkinda ciltlerce yazi yazilabilir.

O acidan konu ve kavramlar ile ilgilenen yazar ve okurlar, isterler ise; bu baslikta kullanilan her bir kavramin karsisindaki kavramin ya da biri biri ile olan farkin v.s. ne oldugunu ya da baslik ile ilgili her turlu soru ve katkilarini asagidaki baslikta dile getirebilirler.

http://www.turkish-m...&#39;a +sorular

Burada onemli olanm bir noktada, her birimiz dogdugumuz anda "insan" kavrami ile ozdeslestiriliyoruz.

Yalniz ve maalesef bizlerin yasam ve iliskisi ve reeled sunduklarimiz hic te bu ozellikleri tasimadigimizi gosteriyor.

Iste bu temelde insan ile insanoglu farki kisinin gozleme sundugu her turlu davranisindan ve de eyleminden/soyleminden/yazimindan ortaya cikiyor.

Sonucta her birimiz hem insiyatifsiz doguyoruz hem de dogumdan sonar insiyatifsiz bizden once olanlar tarafindan verilen degerler ile yetisiyoruz.

Genelde de bunlari sorgulamak yerine, ya Kabul ya da red mucadelesi veriyoruz.

Boylece bir birimiz ile gecinebilme yerine, bir birimiz ile birbirimize her turlu zarar verecek sekilde mucadele ediyoruz.

Iste sorun zaten tam da "bizi bir birimiz ile mucadele ettirenin ne oldugunu" algilama bilme ve sorgulama uzerine. bunu kabullenme buna teslim olma ya da bunu degistirme uzerine.

Kisaca "neden biribirimizle savastigimiz/biri birimize ustunluk/hakimiyet saglamakistedigimiz" uzerine

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Yitirilenler ve Etik Sorun

Her canli icin en onemli deger onun yasamidir.

Cunku canli yitirildikten sonra artik canli degildir.

Maalesef, zihinsel/davranissal insanlasamamisd, insdanoglu turunun en buyuk sorunu ise, yasamini harcamak ya da yasamini harcatmak ve bu harcanan/harcatilan yasam uzerinden de basta etik olmak uzere prim yapmaktir.

Yitirilmek eski deyimle "ecel-i musamma" seklinde ise dogaldir ve sadece yitirilenin yakin cevrewsini icerir ve kitlesel bir aciklama icermez.

Yine eski deyimle bir yiutirilme sekli daha vardir, yani "ecel-i kaza" bunun anlami da yitirilenin dogal olmayan yitirimidir.

Bu sekildeki yitirimler genelde prim yapma adina, once dogal felaketler sonra da basta trafik kazasi olmak uzere her turlu kazada yitirilenlerdir.

Tabi burada onemli bir durumu da belirtmek gerekir.

Eger yitirilmenin nedeni dogal afet ise "yanardag patlamasi, deprem, tsunami, sel, yangin v.s.) burada doga kadar insanoglunun da payi buyuktur.

Kisaca "deprem kimseyi oldurmez, curuk binalar oldurur" ya da "sel kimseyi bogmaz, sele karsi tedbirsizlik bogar" v.s.

Normal, sivil bir yasam ve iliski suren ulkelerde, genelde olum haberi almak pek bilinen bir sey degildir.

Ya buyuk bir kaza olacak, ya bir ihmal olacak, ya da bir dogalafet olacak. Bunlar yoksa dogal olum disinda olmek de yoktur.

Haalbuki ulkemiz oyle mi?

Acaba bir gun var mi ki bir kisi yitirilmesin.

Ben dogal afetlerden, kazadan v.s. bahsetmiyorum. Hergun yitirilen isciden, askerden, sivilden, kadindan, cocuktan bahsediyorum.

Eger boyle bir ulke ve toplumun vatandasi iseniz, diger ulkelerde olmayan bu yitirimler, ilk baslarda infilak ve isyan getirse de, zamanla toplum alisir.

Ustelik bu alisma oyle bir hal alir ki, aliskanlik deger sirasina gore siralanir.

Mesela trafik kazalari ikinci ve hatta ucuncu planda kalir, isci yitirimleri ikinci planda kalir, tore erkek cinayetleri ikinci planda kalir.

Toplumumuzun etik olarak en deger verdigi yitirim, toplumsal olarak askerin yitirimidir. Sonra katliamlar ve sivil yitirimleri gelir.

Iste su an asker ve sivil yitiriminin en yogun yasandigi bir donem olarak; diger yitirimlewrden bahsedilmez bile.

Bugunku bu sekilde yitirimlerin tek sorumlusu bu durumu yaratan saray diktatorudur.

Yani askerin de sivilinde yitirilmesi, milliyetci soylem ile "vatan/millet" icin degil; diktatorun istemi icindir.

Haliyle boyle olunca ve bunun da bilinci olunca, basta asker yitirimleri ve yitirilenlerin asker ya da sivil yakinlarinin acilarini dile getirisleri, ister istemez diktatore yonelik olmaktadir.

Tabi diktator icin etik yoktur, o herseyi politik olarak algilar ve bu algida sunmaya calistigi algi operrasyonu da para ile tutulmus medya aktrollerinin yitirilenler uzerinde yaptiklari diktator politikasi ayrimciligi ve otekilestirmesidir.

Bu oyle bir hal almis durumdaki, cenazelerde ve torenlerde imamlara kadar inmistir.

Diktator bu asker yitirimlerini politik bir sova donusturmek istemis, kitleden tepki aldiktan sonra; simdiki politikasi ise diktatoru sorumlu tutanlar uzerindeki aktrolleri medyasi eli ile yaptigi karalama, yaftalama, yalanlama ve uc maymunu oynama politikasidir.

Tabi yine onlari bertaraf etme adina "terorist, PKK'li, DHKP-C'li v.s." ilan ederek.

En onemli saygisizlik ise, bu yitirilenler hakkiinda yapilan ayrimciliktir "Alevi, kurd, ermeni, musluman degil" v.s.

Iste politika cikari boyle bir seydir.

Yitirilenler uzerinden bile, politik cikar saglamak adina; her turlu yalani dolani iftirayi ya da yitirileni kendi politrik etik degerinden olmadigi sanki bir sucmus gibi, hedef gostermeyi nefreti kini icerir.

Isin diger bir yonu de, bu hakli yakarislardaki dile gelimlerin yakarisi yapanlar adina, diktatorun kanunu hismina ugramasidir.

Tabi bu da her turlu cezayi, tutuklamayi, hapsi v.s. kapsar.

Kisaca ulker ve toplumda yitirilenin arkasindan prim yapmak bugun diktatorun politikasinin bir parcasidir.

Bunun aksini yapanlar ise diktatorun hismi ile bertaraf edilir..

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Türkiye’deki İşleyiş

Genelde, yani diktator her turlu dikta ve otoritesini kendi cikari ya da kendinden istenen bir cikar temelinde kullanana kadar; iki turlu isleyis vardi.

Anayasal ve politik.

Diktatorun cumhurun basi oldugundan bu yana, ulke ve toplumu ucuncu bir cesit isleyis ile tanisti, Fiili durum.

Yani su an ulke ve toplumumuzda uc turlu isleyis hakim.

Anayasal, politik ve fiili durum.

Burada aslinda ilginc bir durum var.

O da fiili durumun hem poluitikayi, hem de anayasayi etkiledigi.

Diktator ne dedi "bugun rejim degismistir,m ulkede fiili bir durum vardir ve her turlu kanun/yasa da buna gore duzenlenmelidir.

Yani diktator Anasyasadaki boslugu doldurmak adina, secimlerde alamadigi 400'u ve olamadigi baskanligi, aslinda her istedigini yaparak ve yaptirarak ulke ve toplumuna yasatiyor.

Kisaca ortada bir sivil darbe var ve kimse de anayasal olarak cumhurun basi diktatore bir sey yapamiyor.

Bilindigi gibi ilk defa, ulke ve toplumu yine diktatorun istemi dogrultusunda, ne bir koalisyon ne de bir azinlikhukumeti kuramadi.

Zaten diktator, kendi partisinin disinda kalan parti baskanlarina da hukumet kurma gorevi vermedi.

Cunku istedigi, erken secim idi.

Erken secimi de tek basina parisinin iktidari ve anayasa degisikligi ve 400 icin istiyor.

Pplani da iki yonlu.

HDP=PKK algi operasyonu ile HDP'yi itibarsizlastirmak ve baraj altina itmnek.

Daha once ayaklar altina aldigi milliyetciligi de, daha once savundugu PKK'ya karsi savas acarak, MHP'yi de baraj altina itmek.

Boylece de % 50'lerdeki oy oranini erken secimde almak.

Aslinda iki yonden diktatorun erken secimdeki istemi pek olmayacakmis gibi gozukuyor.

Birincisi HDP'nin kendisdinin bir PKK olmadigini aciklamasi.

Ikincisi de, hergun gelen sehitlerin isyaninin diktatore yonelmesi.

Evet biz yine ulkedeki isleyise donelim.

Diktator, fiili durum yaratarak isleyisini surdururken, digerleri ya buna isyan ediyor, ya da ayak uydurmaya calisiyor.

Meclisteki bir parti neden ordadir, kendisini secen kitleye hizmet etmek icin.

Burada bu hizmeti politik olarak sunar ve anayasal olarak uygular.

Iste burada sorun, politikanin mi yoksa anayasal temeldeki fiili durum bile yaratmis olsa, partilerin secmenine yonelik sorumlulugunun mu one cikacagidir.

Evet, son fiili durum; ulkede bir ilk olarak secim hukumetini getirdi ve bu durum anayasada da belirtilmis.

Yani secim hukumeti anayasaya gore, tum secmeni temsil eden partilerin hukumete katilimini ongoruyor.

Burada, CHP ve MHP bu anayasal gorev yerine,m politik olarak "secim hukumetine milletvekili vermemeyi" tercih ederken, HDP bunu bir anayasal gorev olarak gorerek secim hukumetine katilacagini bildirdi.

Burada ilginc olan bir konuda, secim hukumetinin bakanlarinin PARTI ADINA DEGIL DE, PARTI MILLETVEKILI OLARAK TEKLIF EDILECEGI VE SECILECEGI konusudur.

Yani burada bir parti baskaninin partisi adina politik karar alip buna tum milletvekillerini katmasi hem etik hem de demokratik degildir.

Ayrica gozden kacan bir durum daha var.

Onumuzdeki erken secimlerin ulke ve toplumu acisindan onemi buyuktur ve yine bil;inmektedir ki AKP secimlerde her turlu hileye iktidar gucu ile yon vermektedir.

Secim hukumetinin de AKP iktidari olarak kurulmasi, secim hilelerine AKP'ye davetiye cikartmaktir.

Iste tam da bu acidan, secim hukumetinde yer almak ve meydani AKP ve onu fiileri ile yonlendiren diktatore birakmamaktir,

Kisaca secim hukumetinde yer almak sadece anayasal bir gorev degil; ayni zamanda AKP'yi secimlere giderken kontrol altinda tutmak ve her turlu haksizl;iklarini cikarlarini hilelerini onlemek icindir.

Zaten bunun icin her turlu cabayi harcayan partiyi de, eminim secmeni odullendirecek ve taktir edecektir.

Evet, ulke yaratilan fiili duruma gore yol almaktadir. Iste yine bu yol alista bir anayasa vardir ve bu anayasa partriler ve onlarin politik cikarlari icin degil; ulke ve toplumunun istikrari, demokratik isleyisi ve hizmeti icindir.

Iste tam da bu acidan, secim hukumetinde yer almamak meydani AKP'ye birakmak, belki politiktir; ama ne anayasal ne demokratrik ne de gorev bilinci secmen sorumlulugu icermez.

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Bilissel Bilim/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti