Saturday, 17 January 2015

Bilimin Kanunlari

Bilimin kanunlari ya da bilimsel kanunlar, cesitlilik iceren fenomenlerin, tabiatta nasil bir davranis gostererek bulunduklarini, aciklayan, tanimlayan, tahmin eden,ve belkide nedenini aciklayan raporlardir.

"Kanun" terimi, bir suru alanlarda, kullanilan, takriben tam; genis ya da daraltilmis teoriler, ve tum tabi bilimsel (fizik, kimya, bioloji, jeoloji, astronomi v.s.) disiplinlerdir.

Bilimsel kanunlara benzer terim, prensiptir.

Bilimsel kanunlar;

1- genis kapsam olarak toplanmis olgularin, tek bir rapora ozetlenmesidir.

2- Genelde,uzerinde calisilmakta olanin, bir deneyin, bir tahmin ortaya cikarabilmesi adina; daha onceden verilen sinirlari, ve digger fiziksel durumlari bir kac raporun veya esitligin matematiksel olarak formule edilmis hali veye en azindan bir cumle ile bildirimidir.

3- Deneysel ispatlarla desteklenmistir- Bunlar bilimsel bilgi birikimi olarak hic yanlislanamamis ve daima deney ile saglanmistir. Bu saglanmislik, yeni ortaya cikarilan teoriler ile degisime ugramaz. Yani yeni esitlemeler ya da formuller bu saglanmisligi degistimez. Baska bir bilimsel bilgi birikimi temelinde,matematik teorem ve belirlemeler gibi, mutlak bir kesinlik tasimaz ve bu kanunun ilerideki deney ve gozlemler ile yanlislanabilmesi, her zaman mumkundur.

4- Gozlem olgusu ile degil, daha onceki bir kanun Adina belirtilir. Ornek " Hareket kanunlari ...."
Kanunlar, bir bilimsel calismada gozlemlenmeden ve deneyi saglanmadan once one surulen hipotezlerden ve dogru Kabul edilenlerden (postulat) farklilasir.

Bunlar genel bazi kanunlarin formulasyonlarini saglamaya yonelik olsalar bile, tam olarak saglayamadiklarindan ve gozlem ve deney ile kanitlanamadigindan dolayi kanunlar degildir. Kanun, tekrarlanan deneyden damitilmis, daha cok pekistirilmis/saglamlastirilmis resmi rapordur.

Bilimsel kanunlarin tabiati, felsefi bir sorgulama ve tabiati matematiksel olarak tariff etse bile, bilimsel kanunlar, bilimsel metodun pratik sonuclari ile elde edilmistir.

Bilimsel kanunlar, ne varliksal bagimlilik/sorumluluk yuklulugune, ne de mantiksal mutlakligin bildirdiklerinin yuklulugune yonelik degildir.

Bilimin birligi tezine gore, butun bilimsel kanunlar, esasen/temelde fizigi takip eder. Diger bilimlerde olan kanunlar, sonucta fiziksel kanunlardan takiple olusur.

Genelde, matematiksel esas/temel bakis acilari evrensel sabit degerler bilimsel kanunlardan ortaya cikar.

Fiziksel kanunlar, fenomenlerin sinifini ya da grubunu tanimlamak icin, muracaat edilen belirli olgulardan, sonuc cikarilmis, teorik prensiplerdir.

Eger kesinlesmis bir durum ortada ise belirli bir fenomenin olusmasi ifade edilebilir raporudur.

Fiziksel kanunlar, tekrarlanan sekilde bilimsel denemelerin ve gozlemlerin seneler boyunca bilimsel alanda evrensel olarak kabul edilmisligini temel alan tipik sonuclardir.

Politik-kanunu algidaki tabi kanunlar ile, bilimsel algidaki tabiatin kanunlari veya fiziksel kanunlarin farklilasmasi modern bir durumdur. Her iki kavram da esit olarak fizikten elde edilmis Yunanca kelimedeki doga/tabiattir.

Kisaca fiziksel kanunlar, Tabiatin/doganin kanunlaridir.

Goruldugu gibi fizigin ya da tabiatin kanunlarinin ne oldugunu bilmek ve bildirmek; insanoglu fenomeninin ozellikleri oznelligi soyutlamasi ve zihin yetileri olmadan mumkun degildir.

Insanoglu kendi fenomeni ile ilgili kanunlar da dahil; bu kanunlari yaptigi deneyler ortaya attigi teoriler veriler ve aldigi gozlemler temelinde rapor eder.

Insanoglu fenomeni herzaman hata yapmaya ve yine yaptigi bu hatayi kendisi telaffi etmeye egilimli bir fenomendir.

Zaten boyle olmasa bilim ve her turlu kanunlari zamanla ne yanlislanabilir, ne yenilenebilir, ne gelisebilir ne de degisebilirdi.

Iste bilimi de kanunlarini da dogma kalici mutlak yapmayan bu degisimdir.

Ayrica bu kanunlar bir yerde insanoglu olmayan fenomenleri baglasa bile, insanoglu fenomeninin ozellikleri hem bu kanunlari rapor eden olarak hem de degerlendiren olarak farkli bir konumdadir.

Iste bu farkli konum, insanoglunun kendi Adina ve kendi turu Adina bir secme ve karar verme farkinida getirir.

Bu da insanogluna bu kanunlarin islerligi temelinde belirli bir serbestlik ve ozgurluk secim alani tanir.

Bu alanine olmasi ile bu alani insanoglunun kullanmasi ise farklidir.

Iste bu farka en guzel ornek insanoglunun serbest iradesi serbest secimi serbest karari istemsel hareketi davranisi oznel mudahelesi soyutlama farki ve soyut degerleme farki ve algisi soyut deger algisi farki ortaya attigi ideoloji, inanc, etik, yonlendirim ve yonetim farklari ornektir.

Dolayisi ile fiziksel kanunlardaki her turlu elde edilen sonucun farkliligi da fenomen insanoglu ve onun yassam ve iliskisini iceren bilim dallari olunca degisime ugramaktadir.

Bu bilim dallari tamamen insanoglu ve onun yasami iliskisi duzeni kurumlasmasi v.s. ile ilgili olan sosyoloji, psikoloji, politika, ekonomi, etik yonetim ve yonlendirimli duzen ve sistem kurma, estetik ve felsefeyi ve de bilimi mantik yurutme ya da dogma olan inanc temelinde algilama ve algi paralelinde uygulama dallaridir.       
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Bilimin Bilimsel Sinirini Belirleme

Alıntı:
The demarcation problem in the philosophy of science is about how to distinguish between science and nonscience,[1] including between science, pseudoscience, other activities, and beliefs.[2][3] The debate continues after over a century of dialogue among philosophers of science and scientists in various fields, and despite broad agreement on the basics of scientific method.
Bilimin felsefesinde, "demarkasyon, yani sinirini belirleme" sorunu, bilim ile, bilim olmayanin buna bilim ile sozde bilimi, ve digger etkinlikleri ve inanclari da dahil ederek ne oldugunun nasil farkini ortaya koymak sorunudur.

Bu konudaki tartismalar, bir yuzyildan fazladir, bilimin felsefesi ve bilim kisileri arasinda ve bilimsel metodun genis temelinde ortak bir anlasmaya varilsa da cesitli dallarda devam etmektedir.

Alıntı:
Falsifiability is the demarcation criterion proposed by Karl Popper as opposed to verificationism:
Dogrulamaya/kanitlamaya karsit olarak yanlislanabilirlik bu sinirin cizilmesinde, K.Popper tarafindan one surulen kriter, kistastir.

Alıntı:
Popper instead proposed that science should adopt a methodology based on falsifiability for demarcation, because no number of experiments can ever prove a theory, but a single experiment can contradict one. Popper holds that scientific theories are characterized by falsifiability.
Popper, bilimin adapte olmasi gereken metodun, siniri belirleme de yanlislanabilirlik timeline oturtulmasi gerektigini one surmustur, nedenini de; ne kadar deney yapilirsa yapilsin, bu deneylerin hic bir zaman bir teoriyi ispatlayamayacagini, fakat tek bir deneyimin ise bu teori ile celisebilecegidir.

Popper, bilimsel teorilerin yanlislanabilirlik ile karakterize edildigini savunur.

Ayrica ispat, sadece bilimi dogrular fakat; gelistirmez, degistirmez, ilerletmez ve yenilemez. Bunu ancak yanlislanabilirligin gozlemi saglar.

Bilimin bilimsel sinirlarini belirlerken, en onemli noktalardan biri de, bu belirlemenin yontemsel ve fonksiyonel olmasina dikkat edilmelidir.
 
Nedensel ve ereksel belirlemeler bilimsel olmayabilir.
 
Sonucta bilimsellik gozlem ve olgu arasindaki teorik bir bag olarak; bugune kadar hic bir sekilde yanlislanamamis nedenlere ve burden dogan ereklere bagli olmamalidir.
 
Olgunun teorik deney olarak gecerliligi her seferinde yontemsel ve fonksiyonel gozlem temelli tartismasiz sekilde ortaya konmalidir.
 
Sonucta  bilimi ortaya koyan insanoglu, kendi fonksiyonel ve yontemsel yasam ve iliskisinde nedensellige ve ereksellige yonelebilir.
 
Boyle bir nedensellik ve ereksellik ister istemez, bilimsel bir belirlemede rol oynar (great design, buyuk tasarim ve ultimate purpose- nedeni ve nihai/en son erek )
 
Kisacasi insanoglu kendi hic bir soyutunu ve oznelligini katmadan, bilimsel belirtimi tartisma yaratmiyacak sekilde ve herkesi baglayan bir gecerlilik halinde ortaya koymali ve bunu yaparkende, tasarimci bir nedene ve nihai/en son ereke bas vurmamalidir.
 
Iste bilimi bilimsel olarak gelistiren yenileyen ilerleten de ancak bu kesinliklerin degismezlerin bilimsel olarak one surulmemesi temelindedir.
 
Aksi bilimi felsefe ile bulamak ve felsefi bilim ortaya koymaktir.
 
Iste , ancak bu bilimsel gelistiren, yenileyen, ilerleten gozlem/olgu/teori ucleminin gecerliligini yontemsel ve fonksiyonel olarak ve gecmis gecerli verileri ancak bu temelde test edilerek ortaya koyan felsefe, bilimsel felsefedir.
 
Teleology and science

Teleoloji ve bilim

See also: Four causes § The four causes in modern science

Dort neden ve modern bilimde 4 neden- kismina da bakiniz.

In modern science, explanations that rely on teleology are avoided, either because they are unnecessary or because whether they are true or false is thought to be beyond the ability of human perception and understanding to judge.[9] But using teleology as an explanatory style, in particular within evolutionary biology, is still controversial.

http://en.wikipedia.org/wiki/Teleology

Modern bilimde, ya gereksiz olduklari, ya da dogru ya da yanlis olduklari insanoglu algisinin ve muhakemesinin anlasilmasinin kabiliyetinin otesinde oldugu dusunuldugunden, teleolojiye guvenen aciklamalardan sakinilir. Fakat, teleolojinin aciklama sitili olarak , ozellikle evrimsel biyoloji bunyesinde kullanilmasi hala tartismalidir.

Bir yerde akilciligin one surdugu gozleme dayanmayan aciklamalar "buyuk tasarim" gibi, bilimsel bir tartismanin bunyesine sokulamaz.

 
Aristonun, teleolojik olarak neden sorusunu aciklayan 4 nedeni vardir.

Aristo ""we do not have knowledge of a thing until we have grasped its why, that is to say, its cause."

Seyin bilgisine, onun neden sorusunu, yani nedenini kavrayamadan, ulasamayiz"

Bu nedenler:

Material cause- maddesel neden

formal cause- bicimsel neden

Efficient or moving cause-etkili/verimli veya hareketli neden

Final cause- niahi/en son neden

http://en.wikipedia.....modern_science
 
Meaning of "cause"

Nedenin anlami

Aristotle's word for "cause" is the Greek αἴτιον, aition, a neuter, singular form of an adjective meaning "responsible."[5] He uses this word in the sense meaning an explanation for how a thing came about;[6] in this context, "x is the aition of y" means "x makes a y".

Aristo'nun neden ile ilgili kelimesi, yunancada aition-account of the origin of a phenomenon, yani fenomenin orijininin aciklamasi, notr, sifatin tekil hali anlami "sorumlu" dur. O, bu kelimeyi, bir seyin nasil ortaya ciktigi hakkindaki anlaminin algisinin aciklamasi olarak kullanir. Bu baglamda, "y nin fenomeninin orijininin aciklamasi x dir demek, x bir y yapar" demektir.

http://en.wikipedia.....modern_science

Iste sizlere, yapilandirilmisligin yapi ve isleyisinin evrensel sembolleri olan x ve y nin dogal/fenomenal zihniyeti.

Halbuki bilim, fenomeni degil;onun fonksiyonunu, yani nasil davrandigini, hareket ettigini v.s. gozlemsel olarak ortaya koyar. 
 
Iste bu Aristo'nun nedene yukledigi anlam, ayni zamanda felsefenin de temelini ve klasik bilimin de temelini teskil eder.

Yani "concept's existence" burada kavram ile ozdeslestirilmis varlik ve onun fenomenal olarak orijininin aciklamasi" soz konusudur.

Iste bir yerde neden, bu baglamda varligin arkasindaki "sorumlu" olani bulmanin teleolojisini tasir.

Teleolojinin ve nedensellik ilkelerinin klasik bilimde ve mekanik fizikte yer almasi da burdan gelir. Bu tam da metafizik naturalizmin, her turlu fenomene fiziki temelde bir sorumluluk ve de kanun v.s. yuklemesidir.

Halbuki modern bilimde, kavram ya da fenomen degil "functioning of concept or phenomena" yani "kavram veya fenomenin, fonksiyonu" ve bunun gozlem ile ortaya konmasi, arkasinda hic bir "sorumlu neden ya da teleoloji aranmamasini" getirir.

Bu da yontemsel naturalizmdir.

Iste bir yerde nasil sorusunu ve yanitini, neden sorusu ve yanitindan farkli kilan da budur.

Cunku bilimin eger insanoglu eliyle bir amaci varsa ve olacaksa, bu sadece gozlemi algilanani bilmek ve bildirmek olmasi ve bunun icin de "gozlemi verenin arkasinda bir sorumlu ya da origininin aciklanmasi gereken dogal ya da fenomenal varlik nedeni ya da teleolojisi aramamalidir.

Cunku ne yazikki bugune kadar bu aramalar hep bir fizik otesi tanri bulmaya ve tanrilastirmaya yaramistir.

Halbuki bilimin bilimsel olarak sadece insanoglu algisina gelen tartismasiz gozlemi ya da teorisinin test edilebilirligini ve olgusal gecerliligi ortaya bilgi olarak koymasi ve bu bilginin sabitlenmemesi, dogmalasmamasi, kesinlesmemesi ve mutlaklasmamasi Adina da, yine gozlemsel yanlislanabilirligi baki kalmalidir.

Yoksa bilim hem sadece felsefenin bir araci haline gelir, hem de felsefe bilimde belirleyici olur.

Bilimde belirleyen bilimsel yontemdir ve ancak bunu temel alan bir felsefe bilimsel felsefe olabilir.

Aslinda bilim bilimsel olmanin onundeki tek engelin din temelli zihniyet oldugunun o kadar farkinda ve bilincindeki, tarihler boyu bilimi yontem ve fonksiyondan koparmak Adina her turlu kalibin icine sokanlar ve bu soktuklari kaliplarin mucadelesini verenler, hepsi kendi kaliplari temelinde bilimi dine bulamak isteyenlerdir.

Cunku bir tek din temelli zihniyet, herseyi bir kaliba sokar bunun felsefenin hangi dalinda olmasi hangi ideoloji ve inanci izmi icermesi onemli degildir.

Iste bilim ilerledikce ve gelistikce bu din kaliplarini tek tek yikmakta her donem de sirasi kendi kalibina gelen ile mucadele vermektedir.

Cunku bilimi sadece kendi dini kalibi icine sokanlarin istedigi tek sey vardir, herkesin kendi kaliplarina riayet etmesi ve etmeyenin otekilestirilmesi ve suclanmasi.

Iste zaten bilimin bilimselligi de burda ortaya cikar, bilim caga gore hangi din kalibinin kalibina karsi cikiyorsa, o donem onun kalibi ile mucadele eder.

Iste bu sekilde bilim degisir, yenilenir, gelisirken; her turlu kendi kalibinda farkli olanlar; biliminm gelismesi temelinde tutuculasir, gericilesir, hatta yobazlasarak bilimin karsisina gecerek, bilimi kendi kaliplarinda tutmaya calisirlar.

Cunku beyinleri serbest degildir, aldigi sorgulanmaz kaliplar ile doludur, degismezler, sabitler, sorgulanmazlarla doludur.

Tabi ki bilimin kaliplar ile olan mucadelesi kendi kaliplarina gelene kadar, kendilerini de bilii de bilimsel olarak kandirirlar, ne zaman bilimin gelismesi onlarin kaliplarini da bilimden distalamaya baslar, iste bilime veryansin etme sirasi onlara gelir.

O yuzden bilimsel bir zihin ve onun beyni ile birlikte bilim kaliplardan kurtularak ilerler ve degisir. Onlar ise kaliplarinin esiri olarak yasarlar ya da kaliplarinin farkina varir ve bilimsellige de egilimli ise, kaliplarini sorgularlar.

Sonucta bilime yon veren ve bilimi ortaya koyan insanogludur. Insanoglu ise her turlu kaliplar farki ile bir birinden farklilasir.

Bilim ise tek bir yol ve yon olarak tum insanoglunun kalipsiz ve tartismasiz yol gostericisidir.

Iste beyinlerde ya bu yolicin yasar ve iliski kurarlar, ya da kaliplardan biri olarak digger kaliplarla ve bilimdeki kendi kaliplarini koruma Adina mucadele ederler.

Bu yazilanlarin boyle oldugu insanoglu tarihinde orneklerle doludur. Bilim her zaman bu kaliplilarin can dusmani olmustur. Bilim ilerler ve can dusmani olan kaliplar degisir.

Bugun en basta dinin kendisinin bile, kendini bilimsel gosterme ve yerine gore "bilime uyma" cabasi da bundandir.

Cunku kimse bilimi karsisina alamaz. Sadece kendinin kendi kaliplari ile bilimsel oldugunu iddia eder.

Bilimin bugunku metodu ve nitelikleri bellidir ve bunlar basilica olarak; yontemsel, fonksiyonel, gozlemsel, olgusal, yanlislanabilirlik, test edilebilen soyutlar ve soyutlamalar (teori, tez, hipotez v.s.) ve bunlari pratige tasiyan matematiksel/mantiksal bilgi.

Bunun disinda kalan hic bir kalibin niteligi bugun bilimsel degildir. Oldugunu savunanlar, kendi kaliplarini bilime yamamaya calismaktan basksa bir sey yapmayanlardir.

Bilim bugun yukaridaki cerceve temelinde elinde olan digger nitelikleri de, bilimselligin disina dusmemek kaydi ile bilimsel bir soylem gerceklestirmek Adina, kullanir. Yalniz ne zaman bu kaliplarin nitelikleri bilimselligin disina cikar, onuy da hemen ortaya koyarlar.

O guzelim gozleme dayanan bilime tarihte truth temelli ilk akilciligi getiren filozoflarin bilime actigi yaralar hala bugun bile izlerini tasimaktadir. Cunku bu filozoflardan esinlenerek kendi kaliplarini yaratan bir suru ideoloji inanc ve izm turemistir. Bunlarin cogunun temeli ve kaliplari bu filozoflara dayanir. Yine bu filozoflarin takipcileridir, insanoglunu dunyayi ve bilimi karanlik caga sokan.

Insanoglunun bu cehennemden uyanisi ve cikisa gecisi, ronesans ile baslasa da, bilimsel uyanis oldukca yenidir.

Yenidir ama bilissel olarak bu kisa tarihte akil almaz bir yol almis ve bu aldigi yolu basta teknik olmak uzere tipta ve insanoglunun yasam ve iliskisini etkileyecek digger dallarda da gostermistir.

Bugun artik o truth temelli ilk filozoflarin getirdigi her turlu kalibi bilim, bilimsel olarak algilayacak ve sorgulayacak duzeyde bilissellik gelistirmistir.

Bilim o yuzden artik o sahte truthun pesinde kosmayi tamamen felsefeye birakmistir.

Bugun bilim bulmanin bilmenin ve bildirmenin pesindedir. Bunu da insanoglunun en basta tartismasiz yetilerinin yardimi ile yapmaktadir.

Felsefenin o eski suphe ve kesinlik girdabindan da bugun artik bilim kendini kurtarmistir. Tartismasiz gecerli kilar ve gozlem ile yanlislayabilir.

Fenomenin ne oldugunun felsefi tartismasi da artik bilimde yoktur. Cunku bilim bilir ki, insanoglunun yetisi sadece fenomeni algilamaya ve algiladigini tartismasiz ortaya koymaya yeterlidir.

O yuzden her turlu insanoglunun zihinsel yetilerini bilim, bir gozleme tasiyabilmek ya da en azindan mantiksal olarak bu gozlemin alinabilirliginin olasiliginin olmasini saglayabilmek Adina kullanir.

Bu arada henuz bir teorisinin gozleme tasinmasi somutlasmadan, o teoriyi yeni bir teori ile bilimsel olarak ta curutebilir.

Kisaca bilimi bilimsel yapan bunyesindeki her turlu akilci ve gozlem vermeyen kaliplardan kurtulma ve bunlari bilimin disina atma mucadelesidir.

Cunku bilimin kendi Alani yeteri kadar genistir ve firkin farkina varildikca da detaylanir ve genislemeye devam eder.

Iste o yuzden bilim kendi alanine ve sinirini belirlemek durumundadir ki; hem kendini bilimsel olarak gostermeye calisan kaliplardan farkini koruyabilsin, hem de alanine almadigi kaliplarin alanine girmesini onleyebilsin.

Iste bilim temelli felsefe de bunu saglamak icindir. Bilimin gelismesine degisimine gore kendini yeniler ve digger felsefi kasliplar gibi, bilime kendi kalibini sokmaya calismaz. 

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Sosyallesmedeki, Politika/Etik Farki/Iliskisi

Insanoglu, kisisel toplumsal ve de sosyal yasam ve iliski kurabilen bir fenomendir.

Yalniz tarih boyu baktigimizda, insanoglunun; kisisellestigini ve toplumsallastigini gorebiliriz de, bir turlu sosyallesebildigini goremeyiz.

Bunun ana temeli, insanoglunun evrimselgelisim olarak beyninin kazandigi zihinsel soyutlama, soyut degerleme ve soyut degerlendirme yetisi ve ozelligidir.

Iste insanoglu kendi turu bunyesinde bu soyutlama ve soyut degerleme/degerlendirme temelinde farklilasmis, bu farkliligi da ayrismaya ve bu ayrisimi da yoneten/yonetilen yonlendiren/yonlendirilen ikilemine guc ve otorite olarak tasimistir.

Buradaki ilk ana sorun, insanoglunun kendi yarattigi bu soyut degerler eli ile kendini ve yasamini bunlara adamasi ve bunlar Adina turu bunyesinde savasmasi ve mucadele etmesidir.

Buradaki en buyuk etken, bu farkli deger degerleme ve degerlendirmelerin; politik cikar temelinde getirdigi guc ve otorite baskisi, zorlamasi mudahelesi ve digger degerleri kendinden ayirarak kendi degeri temelinde elimine etme cabasidir.

Iste hal boyle olunca, politik cikarda samimiyet, durustluk, hosgoru v.s. gibi etik ve insanlik iceren degerler aranmaz. Yani her turlu evrenselhukuk insan haklari hak ve ozgurlukler, politik cikar temelinde tum insanoglunu degil de; sadece politik cikarin gozettigini icerir.

En yakin orneklerle dediklerimizi ortaya koyalim.

Mesela Fransa'da 12 kisi "dini degerler ile alay ettig"i icin katledilirken, bir kisi "bakara/makara" diye dini degerler ile alay ettiginde kimsenin sesi cikmaz.

Ayni sekilde Fransa yonetimi "ifade ozgurlu" Adina kendi ulkesinde milyonlari toplarken, ayni Fransa yonetimi Afrika'da O.Dogu'da saldiri duzenleyerek halkin yasam ozgurlugunu elinden alir.

Baska bir ornek;

Gezi bilincini destekleyen, Kobani eylemlerini desteklemez. Cunku politik ve deger ayrimciligi olarak cikarina tersduser.

Mesela Turkmenlerin oldurulmesine karsi cikarken, ayni bolgedeki diyelim kurdlerin oldurulmesine sessiz kalir.

Kendi politik cikarinda diyelim ses cikarirken, ISID'in ya da B.Haram'in yaptigi katliamlara sessiz kalir.

Filistin icin ses cikarirken, ABD'nin Irak'taki yaptigi katliamlara sessiz kalir.

Camilereayakkabi ile girildi diye karsi cikarken, Camide eylem yapanmlar cami bombaliyanlar kuran yakanlara sessiz kalir.

Bir ornegi de ikiz kulelerden verelim. 3 binden fazla kisinin olumunu protesto ederken, ayni kitle; Afganistan, Irak saldirilarina onay verir.

Kisaca politik cikarda tutarli etik samimi durust v.s. bir karsi cikis ya da sessiz kalis mumkun degildir. Cunku her turlu deger sadece politik cikar temelinde degerlendirilir.

Bu oyle hal alir ki, katledilenler bile; bu politik cikarin bir somurusu kullanim araci haline gelir.

Ornekler hem yakin hem de gecmis tarihte o kadar coktur ki, isteyen soyle bir hafizasini zorlayarak; evrensel hukuk insan haklari ve her turlu hak ve ozgurlukteki bu ikiyuzlu cikarci dusunce ve davranisi gorbilirler.

Halbuki etik olmak ise, tutarliligi, durustlugu, ve en basta insanligi gerektirir.

Yani her turlu ve her bir deger olarak ellerinden yasam dahil her turlu hak ve ozgurlugu alinanlari ya da saldiriya baskiya ugrayanlari, katledilenleri kisaca kisiyi ya da ait oldugu sosyal halk grubunu onlarin degerlerine (milli dini v.s.) bakmadan ve kendi degerlerin ile (milli dini v.s.) mukayese etmeden hakve ozgurluk ihlallerini ortaya koyabilmek ise etik olandir.

Yani her turlu hak ve ozgurluk ihlalinde, C.Hebdo, Isid'in katlettikleri, B.Haram'in katlettikleri, tum dikokenci terrorist gruplarin katlettikleri ya da baska temelli terrorist gruplarin katlettikleri, devlet terorunun katlettikleri, emperyalist saldirilarin katlettikleri, kisaca kim nerede katlediliyor ya dahak ve ozgurlukleri ellerinden aliniyor, saldiriyabaskiya ugruyorsa bunun hangi degree sahip olup olmadigina bakmadan ve politik cikar ikiyuzlulugu yapmadan dile gelmesi etik olandir.

Katledilen hak ve ozgurlugu ihlal edilen ve elinden alinan kim nerede ve ne degree sahip olursa olsun ayni insanlik ile degerlerndirilmeli, katleden her kim nerede ve ne degree sahip ise de insanlik Adina dile getirilmeli ve kinanmalidir.

Iste insanoglunun en belirgin yasam ve iliskisi olan sosyal yasam ve iliski ancak bu etik algi ile saglanabilir.

Yani evrensel hukuk insan haklari ve hak ve ozgurlukler talep edenleri, savunanlari ve destekleyenleri bir yana;

evrensel hukuk insan haklari hakve ozgurluk ihlal edenleri bir yana.

Zaten tarih her zaman aslinda ancak politik olanin hukukunun hak ve ozgurlugunun hem ihlal edildigini hem de kendisinin bunu ihlal ettigini gosterir.

Iste o yuzden de politik cikar savasi; bir guc otorite ve itidar savasidir. Cunku bu savasi kim kazanirsa, kendinden ve kendi degerinden olmayanin hukukunu hak ve ozgurlugunu ihlal edecektir.

Bu acidan kisinin etik olmasi basta farkindalik ve bilinc gerektirir.

Yoksa bukelemun gibi cikarina uygun hem kendi hak ve ozgurlugu ihlal edildiginde veryansin eder, hem de baskasinin hukuk ve hak ve ozgurlugunu ihlal ettiginde de ovunur.

Ulke ve toplumumuz acisindan soyut deger degerleme ve degerlerndirme olarak politik cikarin elinde bir somuru araci olan iki ana deger; dini/mezhepsel ve milli kokensel degerlerdir.

Zaten tarihte T.C. olarak bu iki degerden hangisi basta isedigerinin hak ve ozgurlugunu ihlal ettigini ve kendi bunyesinde de mezhep ya da koken ayrimciligi ve hak ve ozgurluk ihlali yaptigini gostermistir.

Emperyalizm ise hic bir zaman etik degildir, sadece guc otorite ve iktidar temelinde cikarina bakar ve tum etik degerleri ve basta hak ve ozgurlukleri bu temelde ya kullanir propagandasini yapar, ya da saldirarak yok eder ihlal eder.

Burada aci olan ulke toplumumun da bu oyuna gelmesi ve emperyalist yonetimine saldiri icin onay vermesidir. IsteFransa iki gundur O.Dogu'daki saldirisini artirmistir. ABD'de kendi kulelerini bilerek vurdurmasinin cikarini topumunun Afganistan ve Irak saldirilari destegi ile mukafatlandirmistir.

Evrensel hukuk insan haklari ve hak ve ozgurlukleri insanligin butunlugu Adina talep edelim savunalimve destekleyelim. Bunu ihlal eden kaynak her ne olursa da her nasil ihlal ederse de ayrimsiz cikarsiz karsisinda olalim.

Iste sosyallesmedeki etik olmak insanlik Adina budur. Aksi politikm cikarciligin ikiyuzlu durust olmayan cikarci bukalemunlugudur.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Radikallesme ve Demokratiklesme Farki/Iliskisi

Bugun insanoglu tarihine baktigimizda, kendisine dogumdan verilen degerlere; ya sorgulamasiz sarilmis ve savunmus, ya da yeri geldiginde de karsi cikmistir.

Bu degerler genelde, metafizik, varliksal, inancsal, ideolojik, izmsel, etik ve felsefi degerlerdir.

Genelde bilimsel bir temeli olmayan bu degerlerin, insanoglu cagi degistikce ve yasam ve iliski dozen ve sekli degistikce "eskimesi, gericilesmesi, tutuculasmasi, yobazlasmasi" soz konusudur.

Iste radikal yani, koktenci olarak bilinen bu "degerlerde ayak direme/degerleri her kese Kabul ettirme" takintisi, zaman zaman ve donemine goire deger cesidi olarak insanoglunun basina bela olmaktadir.

Gunumuz bu konuda, dini degerler olarak on plandadir. O.Dogu'daki ISID ya da Afrika'daki Boko Haram, Afganistanda'ki Taliban ve genel olarak El-Kaide ve digger bolgesel kollari bunlarin basinda gelir.

Aslinda bu dini koktenci hareketlerin, O.Dogu da yaptiklari insanlikdisi ve vicdan disi yasam ihlalleri ile, daha dun gerceklestirdikleri Charlie Hebdo katliami; ayni koktenci alginin bir tezahurudur.

Yani bu koktencilere gore; onlarin dini algisi her ne ise, sadece yasam ve iliski olarak o gecerlidir ve buna oyle ya da boyle uymayanlar cezalandirilir. Buradaki cezalandirma, yasamlarinin elinden alinmasidir.

Bu koktenciler icin, olmenin ve oldurmenin bir degeri yoktur. Cunku bu sadece inanclari temelinde zaten olmasi gerekendir.

Bu yolda kimi ya da neleri feda edeceklerinin de onemi yoktur, cocugu bile kendi eylemlerine alet edebilirler ve kullanabilirler.

Kisaca radikallesme, hangi deger temelinde olursa olsun; insanoglunun canavarlasmasi ve cinnet gecirmesidir.

Kisaca deger her turlu kisiyi esir alir.

Dunya bu konuda her turlu ideolojik iancsal izmsel etik v.s. degerlerden radikalizm olarak cok cekmistir ve hala da cekmektedir.

Buna parallel olarak dunya bakis acisinin ve insanoglu beyin duzeyinin farkli bir algisi da demokratiklesmektir.

Nedir, bu baglamdaki demokratiklesmek, " sadece senin degil; senin disinda belki de senin degerine tamamen ters gelen, her bir ve her turlu digger degerlerin de olldugunun farkindaligi"

Yani dunyanin hangi cografya ve toplumu olursa olsun, hic bir cografya ve toplumda sadece tek bir konu ve kavramda bir degerin degil; ayni konu ve kavramda baska konu ve kavramda baska degerlerin de bulunmasi.

Burdan cikarak, birlikte ayni cografya ve toplumda surdurulecek olan sosyal bir yasam ve iliskinin, ancak her bir ve her turlu degeri icermesi"

Iste demokratiklesme, bir cografya ve toplumda bir birinden farkli her bir konu ve kavramdaki degerlerin birlikte ve beraber yasayabilmeleri ve iliski kurabilmelerini sagliyacak olan farkindalik ve bilinctir.

Peki bunun saglanmasi nasil mumkun olabilir?

Basta her turlu radikal deger algisindakilerin, digger degerlere mudahelesini baskisini onleyerek.

Bu aslinda bir esaret ve ozgurluk arasindaki algi farkidir.

Cunku, radikalizm; ancak kendi degeri ozgurlugunde digger degerleri esir alir.

Demokrasi ise, her bir degerin sosyal temelde digger degeri esir almasini onlemek icindir.

Yani radikalizmdeki tek sesliligin, demokrasinin cok sesliligini esir almamasi icindir.

Bu da bize iktidarin, gucun ve otoritenin demokrasinin elinde olmasi gerektigini aciklar.

Eger guc, otorite ve iktidar; radikalizmin elinde ise, zaten demokrasinin olmasi mumkun degildir.

Demokrasinin guc ve otorite ve iktidarda oldugu ortamlarda da, her hangibir radikal degerin digger her turlu ve her bir degeri esir almasi mumkun degildir.

Dunya insanoglu beyni ve beyin duzeyi olarak hala bu ana ikilemi yasamakta ve bunun savasimini vermetedir.

Evrensel hukuk, insan haklari her turlu ve her bir konu ve kavramdaki hak ve ozgurlukler, bir cografya ve toplumda farkli sosyal degerlerin biri birleri ile birlikte yasayabilmeleri ve iliski kurabilmeleri de hep bu demokrasi ile mumkundur.

Demokrasi kisaca "kendi degerlerini baskasina dayatmamak, zorlamamak ve baska degerlere mudahele etmemek ve her bir ve de her turlu degeri kendi degerin gibi kabullenebilmektir."

Demekki basta zihinsel devrim ve degisimdeki insanlasmak demokratiklesmekten gecer.

Yani "tek benim degerlerim degil; benim olmayan herkesin kendi degerleri ile birlikte benim degerlerim"

Burada algilanmasi gereken bir konu da, bir degerin yasayabilmesi icin; digger degerlere gosterilen saygi gerekir. Aksi, her bir degerin, digger deger altinda yasam tehlikesi vardir.

Yani guc ve otoritenin, tek bir degree verilmesi demek; digger degerlerinin yasam hakkinin elinden alinmasi demektir. Ayni zamanda o tek degerin de guc ve iktidari baska degree kaptirdiginda kendi degerinin yasam hakkinin elinden alinmasi demektir.

Kisaca radikallesme ile hem kisisel hem sosyal hem toplumsal her turlu mucadele, sadece demokratiklesme mucadelesi degil; kendinin de demokratiklesmesi mucadelesidir.

Guncelkonumuz, gelisen olaylar temelinde dini deger radikallesmesi tehlikesi olabilir.

Yalniz unutmamalidir ki, her turlu metafizik varliksal inancsal ideolojik etik ve izmsel radikallesme ayni tehlikeyi icerir.

Bu acidan demokratiklesme, bir politik degil; aksine etik degerler mozayiginin farkindaligi ve hem kendi hem de baskasinin degerini koruma, talep savunma Adina da zihinsel degisimin insanlasma yolundaki bir asamasidir.

O yuzden her bir beynin, sapkasini onune koyup; kendi beyin duzeyinin ne kadar demokratiklestigini sorgulamasi ve varsa kendi ideolojik inancsal etik ve izmsel radikallesmis degerleri, bunlarin da farkina ve bilincine vararak bunlardan kurtulmasi gerekir.

Aksi bir kisinin sosyal degil; kisisel, degersel toplumsal bir yasami demektir. Sosyalligi ve sosyal iliskisi de ancak radikalligi musade ettigi kadardir.

Demokratiklesmemis ve demokratiklesemeyen bir beynin, sosyal algisi yoktur. Sadece yasamini ve iliskilerini kendini esir ettigi konu ve kavramdaki degerine teslim etmis ve baskalarini da teslim alma cabasi icindedir.

Bunun da canavarlik siniri yoktur. Her turlu hak ve ozgurluklerin ihlalini guc ve otorite duzeyine gore icerir.

Gunumuzde cagdaslasabilmenin ilk sarti beyinlerin ve zihinlerin dolayisi ile davranislarin demokratiklesebilmesidir.

Iste cagdaslik ve gelisen degisen caga ayak uydurabilme merdivenin bu ilk basamagindan baslar.

Demokratiklesme, birey olmanin ve insanlasmanin da ilk basamagidir.

Demokratiklesme, sosyallesme ve iliski kurabilme ile de paraleldir.

Koktencilik ise, esir oldugu kendi her turlu cesitteki degeri Adina ya yasamini verir, ya da baskalarinin yasamini alir.

Demokrasi ise yasamin on sartidir. Hem yasamak hem de yasatmak icin.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Uyarilmislik/Uyarilis

Uzun zamandir "hani su herkesin ve herseyin ilk nedeni" konusu var ya, ya da "herseyin teorisi" denilen konu; bu temelde sorgulama, inceleme ve arastirma yapiyordum.

Aslinda bu arastirma cercevesinde bir seyin farkina vardim. Aslinda bu farkina varilan sey, yine herseydfe oldugu gibi, normal disi idi.

Sonucta bizim en buyuk hatamiz ve sorunumuz, hep etkenden edenden yapandan, varliktan v.s. yola cikmak.

Halbuki farkina varilmasi gereken bir edilgen; yani hareketsizi, hareketli kilan, pasifi aktif kilan, sessizi sesli kilan, dilsizi dilli kilan v.s. factor.

Basliga bakildiginda, basliktaki kelimenin etkenini ve de etken temelli turetilmislerini bulmak mumkun. Uyari, uyarmak, uyarmis, uyaran v.s.

Iste insanoglunun sorunu da tam burda.

Yani kendinden degil de, baska bir etkenden yola cikma.

Dolayisi ile insanoglunu edilgen yapanda zaten bu.

Diyelim bir uyari, uyaran, uyaris, uyarmak fiilini yerine getiren var.

Iste buradaki "var" kilit nokta, yani bu vari dile getiren; uyaran degil, uyarilan, uyari degil, uyariyi almis olan, uyaris degil, uyarilis, uyarmis degil, uyarilmis olan, kisaca uyarmislik degil, uyarilmislik.

Neden mi? Yani var algisi uyariyi verenin degil, alanine algisi. Uyaranin degil, uyarilanin algisi v.s.

Aslinda hem yabanci dilde hem de turkce de, "uyarilis, uyarilmislik" v.s. temelli bir kelime ve kavram mevcut degil.

Zaten bu da bize; alisilagelmis alginin pozitivitesinin edilgenden degil, etkenden yola cikmasi.

Burdan aslinda yaratilis edilgeninin en buyuk rakibi de ortaya cikmis oluyor, uyarilis.

Iste bu temelde aslinda hersey cok daha net ve algilanir olarak ortaya cikiyor.

mesela soralim- yansiyan nedir?- uyarilanin yanitidir.

Uyaran nedir?- uyarilanin yanitidir.

Uyari nedir?- Uyarilanin yanitidir. v.s.

Boylece dilin onemi kavramlarin anlam ve icerigi bilginin ortaya cikisi ve de insanoglunun yani bizlerin kendi uyarilmisligimiz ile neyi ve nasil yapilandirdigimiz da ortaya cikiyor.

Boylece insanoglu faktorunun bir uyarilan olarak uyarilmislik temelinde herhangibir seyi ortaya koymasi ve yansiyani kendi uyarilmisligi temelinde algilayarak yansitmasi da daha bir algilanir hale geliyor.

Boylece yaraticiligin, tasarlayiciligin, planlayiciligin v.s. nin de uyarilan insanoglunun bu uyarilisi temelinde oldugu ortaya cikiyor.

Kisaca uyarilmislik, uyarilisin ve uyarilan insanoglunun aldigi bu uyariyi dile getirmesidir.

Yani uyarilan olmaz ise, uyari da uyaran da, uyaris da algilanamaz.

Uyarilanin algisi; uyariyi da, uyarani da, uyarisi da; uyarilan olarak kendi ortaya koyar.

Uyarani ortaya koyan; uyarilandir.

Uyarilma da insanoglunun akli ve gozlemi ile aldigi uyaridir.

Bu cok onemli bir farkindaliktir. Hem insanoglunun algilanmasinda, hem bu konuda dile gelenlerin algilanmasinda hem de yaratilis yerine, uyarilisin oldugunun algilanmasinda cok onemli rol oynayacaktir.

Bu farkindalik tum insanogluna ve dile ekleme Adina bir isik olsun!

Bu mesaj aslinda ara ara yeniden zihin olarak dogan, evrensel-insan zihniyetinin; yeni bir dogumu dolayisi ile bireyinin de yeni bir bilisselligidir.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Algi, Bilinc ve Bilissellik Farki/iliskisi

Insanoglunun ilk ve duyusal algisi evrimsel ve hayvani (anima/animus) temelli bir algidir.

Yani algida, sadece uyari temelinde bir "uygula/uygulama/ertele" v.s. temelli bir algi vardir.

Diyelim karnin acikmasi bir uyaridir ve karninin aciktigi uyarisi alindiginda, ya doyurmak eylemine gecilir ya da o an icin ertelenir. Bu bir secim hakkidir ve tamamen mustakil var olan varligin bilincli bilincsiz ortama zamana duruma v.s. gore bir secimidir.

Akilsal algilarda devreye beyinde o zamana kadar alinmis veriler, tabular ve degerler girer. Insanoglu algisi ilk olarak belirgin bir sekilde ve evrimsel olarak digger hayvanlardan burda farklilasir.,

Cunku bu algilar soyut deger algilaridir. Burada da uyari olarak devreye kendi beyninde yer etmis soyut degerlerin dogrulamasi, guzellemesi, iyilemesi, ve bu temeldeki olumlu etik/psikolojik/estetik degerler devreye girer.

Uyari su sekildedir. "bu soylenenin ya da yapilanin benim dogrulamamin v.s. dogrusu ile ortusuyor mu/ortusmuyor mu?" Iste bu otomatik uyari, kisiye iki secenek sunar. Ortusur ya da ortusmez. Ortusurse kabullenir ortusmezse de itiraz eder. Cunku alginin her turlu negativitesi ve olumsuzlugu kabulu degil, karsi cikisi getirir. Iste bu secimde de zaman durum ve sartlar onemli rol oynar.

Buraya kadar algi sadece bir uyari ve uyarinin secim olarak yerine getirilmesidir.

Yani ortada farkindalik, bilinc ve bilissellik henuz yoktur.

Burada farkindalik odaklanma ile ve de ihtiyac temelinde belirir. Farkindalik ta iki turlu yansir.

Ilki farkina varilanin olumlu uyarisi.

Farkina varilanin olumsuz uyarisi.

Yine buraya kadar, kisinin kendisi devrede degildir. Sadece alisilagelmis, otomatiklesmis ve yerlesmis sekilde hareket eder. Bu harekette de amac, "huzuru, rahatligi, mutlulugu v.s." bulmak ve buna inanmaktir ve de tatmin olmaktir.

Iste kisinin en basta kendisinin egosalbilinci yani ben bilinci, bananeci ve bireyci olarak devreye girer. Burada akil tamamen bencil ve ben yanli olarak hareket eder.

Bu bilincin digger getirdigi ise, farkindaligin verdigi "secim/karar" mekanizmasinda kisinin kendi beyni ile kurdugu muhakeme sorgulama degerlendirme yetileridir.

Kisi secimini sadece kendine sunulan sekilde almak yerine; kendine daha bi karar Alani acar. Burada bilmek cok onemlidir. Yani beyinde ogrenilmis olanin, kisinin sorgulamasi, muhakemesi degerlendirmesi temelinde kisice algilanmasi.

Iste bu algi kisiye en azindan bildigini bilgi ile savunabilmeyi saglar.

Iste bu temelde ogrenilenin bilinmediginin farkindaligi bilince acilir. Yine burada bir negativite ve olumsuzluk soz konusudur. Yani kisinin rahatsizligi v.s. Sonucta bu negativite duyumu yok ise, kisi bilmeye yonelmez.

Buradaki bilinc her bir ogrenilenin farkindaliginin verdigi rahatsizlik ile paraleldir. Iste bu farkindaligin en ust duzeyi, kisinin kendi varliginin farkindaligi ve ben bilincidir. Ben bilinci sadece farkindalik ile degil ego ile de baglantilidir. Cunku mkisi ne yapiyorsa kendi mustakilligi icin yapiyordur. Yani burada artik toplumsal kisilik birey kisiligine donusmustur.

Toplumsal kisilikte kisi once toplumu one cikarirken (buradfa kisinin en yakinlari basta olmak uzere yandaslik ve taraflilik temelli ideolojiler inancsallar izmler v.s. soz konusudur) Yani kisi bilincsiz olarak bir sosyal grubun temsilcisidir.

Ben kisiliginde ise kisinin kendisi ondedir cunku ego devr almistir. Kisi herseyi kendi beni ekseninde degerlendirir ve cikar sosyal degil, bireyseldir.

Kisi bilinclendikce algisinin uyarisi da ogretisini de bilgisi de degisir. Kisi artik o eski algilamasinda degildir. Cunku hedef teleolojisi degismistir. Tabi burada tabani da degisime ugrar. Kisaca daha once hic bilmedigi ...e goresinin bilgisi ve hatta bilinci farkindaliga cikmaya baslar. Kisi artik sosyal ya da toplumsaldan ziyade bireyci sorumluluk ve yukumluluk uslenir. Kendini tanimaya degerlendirmeye ve bilissellik asamasinda da sorgulamaya baslar.

Iste bu algidaki farklilik, kisinin algilanmasinda ve algilamasinda farkliliklar yaratir.

Kisaca farkindalik ve bilinc algiya tamamen yeni bir uyari ve degerlendirme getirir.

Tabi butun bunlar zamana duruma ortamagore degiskenlik gosterir.

Bilissellik ise, bilincin en ust asamasi ve tamamen kisinin kendi beynini kendisinin yonlendirdigi ve yonettigi asamasidir.

Yani kisi neyin neden ve nasil bilindiginin daha detayli farkindaligina yonelir ve bilincinde oldugunu da algilama, kavrama idrak etme duzeyine erismistir.

Iste bu temelde bilissellik kisiye birey olarak yeni bir sey kazandirir. O da her turlu sorgulama muhakeme ve degerlendirmedeki bencilliginin farkindaligi ve bilinci ve de butun bu zihinsel eylemlerin illa bir olumsuzluk sonucu gelmemesi. Yani kisinin kendi bilincli karari olarak ta uygulanmasi.

Iste kisi bu asamada artik, cognitivizm ile noncognitivizm farkinin bilincinde olarak; istedigini bilissellige tasiyabilir, istedigini de bilissel olarak gale almayabilir. Bu tamamen devrimci bir secimdir. Tamamen kisinin kontrolunde ve bilisselligindedir.

Aslinda bir duzey bilinc rahatsizlik temelinde ve farkindalik temelinde sorgulanir. Eger bu farkindalik ve rahatsizlik yok ise, kisi oldugunun bilincinde degildir.

Ornek verelim.

Teistler teizmin bilincinde degildir. Cunku teizm olarak bir olumsuzluk ve rahatsizlik hissetmezler. Teizmin bilinci rahatsizlik ve sorgulama temelinde teizmden kurtulmayi getirir. Yani bir deist eger bilincli deist ise, dinin bilincinde, bir ateist eger bilincli ateist ise hem dinin hem de tanrinin bilincinde bir teolojik noncognitivist ise din ve tanrinin bilisselligindedir. Bilinc genelde sorgulamayi karsi cikis olarak getirirken, bilissellik sorgulamayi olandan kurtulus olanin disina cikis icin getirir.

Iste butun bu temelde ionsanglunun kendi zihinsel temelli deger very ve tabu devrimi tamamen bilisselligin bir urunudur.

Bilisselligin elde edildigi bir konu ve kavramda zihin, sorgulama degerlendirme muhakeme v.s. olarak degisime ugrar.

Her duzey bilissellikte, farkli bir uyari algi bilgi bilinc ve farkindalik ufku acar.

Iste dusuncenin serbestligi (ozgurlugu degil) bu sekilde saglanir ve serbestlik Alani genisletilir.

Kisiyi (mustakil varligi), evrimsel ve hayvani algi ve uyarisi akilsal farkindalik ve bilinc ile , bilissellik ile insana tasir.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Yapilandirilmis Islevin, Bilisselligi

Herhangi bir islevin, yapilandirilmisliginin yapi ve islevini algilamak o yapi ve isleyisin bilisselligi ile mumkundur.

Bu baslikta, neyin ne olarak ortaya kondugu ile ilgili bir aciklama yapacagim.

Herseyden once islevin olabilmesi icin; asagidaki islevler gereklidir.

Bunlar;

Yansima

Algilama

Yansitma

olarak uclu bir yapilandirilmisliktir.

Burada soyle bir aciklama yapalim.

Yansiyana- A diyelim

Algilamaya- B diyelim

Yansitmaya da C diyelim.

Burada belirtim olarak herbirinin kendi uclemi soz konusudur, yani

Yansimanin, bir yansiyani, bir yansitani bir de yansiyisi vardir.

Algilamanin, bir algilanani, bir algilatani, bir de algilanisi vardir.

Yansitmanin da, bir yansitani, bir yansitilani ve bir de yansitis vardir.

Bunlardan; Yansiyis, algilanis ve yansitis; birer yontem ve uygulamadir.

Her algisi olan yansiyani yansitir ve kendine has bir yontemi vardir.

Bizler insanoglu turu ve birleri olarak, sadece kendi yontemimizi ortaya koyabiliriz, digger turlerin yontemlerini de ancak kendi algilarimiz ve yontemlerimiz ile yansitabiliriz.

Demekki yansima algilama ve yansitma olarak bizim kendimize ve bize yansiyani algilama ve yansitmamiza yonelik yontemimiz sadece bize aittir ve bizim icindir.

Simdi burden sonar, dile gelecek olan sadece insanoglu yetileri islevi ve degerleri olacaktir.

Insanoglu kendisine yansiyani kendiside dahil; algilamasi ve yansitmasi ile ortaya koyabilir.

Yani yansiyan A, B ile algilanip, C ile yansitilir.

Burada yansiyan A olarak bu yansiya B algisi sahibi ve C olarak yansitan "insanoglunun algilamasi ve yansitmasi" devreye girer.

Yani algi ve yansitma devreye girdikten sonar, artik ortada yansiyanin kendisi yoktur, insanoglu algisi ve yansitmasi ile degismis hali vardir.

Simdio zaman yansiyan A nin nasil degistigini ortaya koyalim.

Yansiyan A yi, algilayan insanoglu ve yansitan da insanogludur.

Yansiyan insanoglu dahil algilanan her seydir.

Algilayan insanoglu dahil algilamasi olan her turdur.

Yansitan insanoglu dahil algiladigini yansitan her turdur.

Yalniz bizler insanoglu turu olarak, ancak kendi turumuzun algisi ile yansitabiliriz. Buna bizim turumuz disainda kalan, algilayan ve yansitan digger turler de yansiyan olarak dahildir.

Simdi burada insanoglu temelinde; Yansiyani (insanoglunun kendisi de dahil)

Yansitilan

Yansitan

Algilanan

Algilayan

Olarak farklilastirdigimizda ve temelimizi de kendimiz olan insanoglu olarak ortaya koydugumuzda;

Yansitilan- bizim algiladigimizin yansitilmasidir.

Yansitan- Bizleriz

Algilayan- Bizleriz

Algilanan- Bize yansiyandir.

Iste buradan bizim kendimize yansiyani algimiz temelinde yansitmak icin bir oge gerekir. Bu oge kavramdir.

Yani, biz, bizim algimiz ile bize yansiyani, kavram ile yansitiriz.

Peki burden sonar yansiyani yansitma olarak bir kavram ile degistirip, ozdeslestidikten sonar, ortada olan yansiyanin kavramsal halidir.

Iste burada yansiyani kavramsal hali ile algilamak, algilamadaki konuddur.

Bizler bizim kendimiz de dahil, bize yansiyani kavram olarak yansittiktan sonar, bu yansittigimiz kavrami iki farkli yonde algilariz.

Duyumuz ile

Duyumumuz ile.

Iste burada kavramsal algidaki en belirgin ikilem ortaya cikar.

Duyumuz ile algiladigimiza- fenomen

Duygumuz ile algiladigimiza da- numen deriz.

Buradaki fenomen ve numenin felsefedeki ya da kant'in aciklamasindaki fenomen ve numen ile ilgisi yoktur.

Kisaca fenomen insanoglunun bes duyusu ile algiladigi ve yansittigi tartismasiz kavramdir.

Numen ile farklidir.

Numeni algilamak Adina, insanoglunun yansiyani algilamasi icin hem vucuduna hem beynine hem de zihnine ihtiyac vardir.

Iste buradaki numen, insanoglunun bes duyusu ile degilde, beyninin zihninin soyutlamasi, soyut degerlendirmesi, soyut degerlemesi yani duyum ve sezgisi ile algiladigi ve direk bes duyuya yansiyan bir fenomeni olmayisidir.

Iste burada yansiyani yansitma olarak dile getirdigimiz, kavramin; kavramsal yansitilmasinin, fenomen ve numen oldugunu algilariz.

Iste yansitilan kavramin, fenomenal ve de numenal niteliginin varligi, insanoglunun algilamasinin farkindan dogar.

O zaman buradan, yansima, yansitma ve algilamanin niteliklerini de ortaya koyabiliriz.

Yansiyan, kavramsaldir

Algilanan, numenaldir

Yansitilan, fenomenaldir.

Iste bu insanoglunun yansiyani algilama ve yansitma olarak islevinin nasil yapilandirildiginin bilissel acciklamasidir.

Ayrica buradaki algilayis, yansiyis ve yansitisin yontemi de insanoglunun bir urunudur.

Yansiyan insanoglu da dahil her bir sey olabilirken, yansitan ve algilayan dile getiren ve ortaya koyan Adina sadece insanogludur.

Cunku insanoglu digger yansitan ve algilayan turleri de, kendi algisi ve yansitmasi ile ortaya koyar. Yani onlarin algilamasi ve yansitmasi insanogluna yansiyan olarak, insanoglu algilamasi ve yansitmasi seklinde dile gelir ve ortaya konur.

Burada unutulmamasi gereken, insanoglunun da bir yansiyan tur oldugu yalniz kendi algilamasi ve yansitmasi ile, herseyi oldugu gibi; kendini de algilamasi ve yansitmasidir.

Kisaca insanoglu olarak kendi de dahil, yansiyan insanoglu algisinin ikilemi ile once kavramsal olarak yansitilmis ve yansitilan kavramsal algi da yansitilan olarak iki farkli algi temelinde fenomen ve numen olarak kavramlastirilmistir.

Dolayisi ile yansiyani yansitan ile ozdeslestiren kavram; kavramsal algilama olarak insanoglunun iki farkli algi cesidinden olusan; fenomen ya da numendir.

Iste yansiyanin yansitilmasindaki yansiyani algilama farki, bu iki ana kavrami dogurur.

Bunlara digger es anlamli ad verme acisindan;

Fenomen- fiziki ve somut

Numen- zihni ve soyuttur.

Bu kavram algisindaki nesnellik ve oznellik ise, algilayan insanoglu ve onun ikili algilamasi oldugundan; bu onun hem nesnel hem de oznel yanini birlikte icerir. Dolayisi ile algilama, nesnel ya da oznel degildir; hem nesnel hem de ozneldir. Yani insanoglu hem vucudu ve beyni hem de zihni ile algilar. Dolayisi ile yansitilan kavram olarak nesnelligi ve oznelligi birlikte icerir.

Fiziki ve somutlugu bes duyu ile algilanmasindan, zihni ve soyutlugu ise, duyum ve sezgi ile algilanmasindan kaynaklanir.

Dolayisi ile bir yansiyan ile ozdeslesmis kavramin, yansitilanin algisi olarak farki duyu ya da duyum ile olan algidir. Iste bu algi kavramin ozdeslestigi yansiyanin, fenomen mi yoksa numen mi oldugunu ortaya koyar.

Buradaki numen- bes duyu ile algilanamayan kavram ile ozdeslesmis yansiyasndir. Dolayisi ile bu yansiyanin algisi genelde ozneldir ve sadece algilayan icin gecerlidir.

Cunku fenomen gibi tartismasiz bes duyu ile algisi yoktur.
__________________
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti